14
Yorum
44
Beğeni
5,0
Puan
310
Okunma

Nereden geldiğimi bir türlü bilmiyordum
Rüzgar ile savrulan kuru bir tohumdum ben
Nereye gideceğim derken hiç gülmüyordum
Rüzgar ile savrulan kuru bir tohumdum ben
Tek bildiğim boşlukta dönerek durduğumdu
Rüzgar beni taşırken hayaller kurduğumdu
Bazen çarpıp başımı taşlara vurduğumdu
Rüzgar ile savrulan kuru bir tohumdum ben
Bir gün dik bir tepeden rüzgar beni geçirdi
Tepenin yamacından dereden su içirdi
Ormanın iniltisi kulağımı göçürdü
Rüzgar ile savrulan kuru bir tohumdum ben
Bakınca aşağıya koca bir şehir vardı
Şehrin içinden geçen masmavi nehir vardı
Sanki yeşermem için doğada sihir vardı
Rüzgar ile savrulan kuru bir tohumdum ben
Başka bir gün bir nehre uğradım ağlayarak
Sabırla akıyordu durmadan çağlayarak
Anladım yol çağrılmak kalbimi dağlayarak
Rüzgar ile savrulan kuru bir tohumdum ben
Ve rüzgar yavaşladı bedenim yorgun düştü
Yuvarlanıp benliğim toprak anaya düştü
Tekrar hayata dönmek sanki hayaldi düştü
Rüzgar ile savrulan kuru bir tohumdum ben
Günler haftalar geçti Hakk kaderi yazandı
Filizim gökyüzüne köküm yere uzandı
Şekilden şekle giren bu yol aşkla bezendi
Rüzgar ile savrulan kuru bir tohumdum ben
Çıktığımda zor yola sabırdan bir demirdim
Yok olma korkusuyla hep özümü kemirdim
Yaradan’dan ol diye gönderilmiş emirdim
Rüzgar ile savrulan kuru bir tohumdum ben
Beyzade / Hüseyin Ekici
27.12.2025
5.0
100% (24)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.