0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
80
Okunma
Sükûtun kıyısında başladı çağrılışım;
Kalbimin derinlerinde gizlenen o ince ses,
Bir gece ansızın uyandırdı beni
Ve dedi ki:
“Kıyam et, çünkü aşk seni bekliyor.”
Fâni tenimin toz pembe duvarları çatladı,
Her nefesim sırat köprüsü gibi
Ürperen bir adım oldu.
Harabe sandığım gönlümün taşları arasından
İlahi bir ışık filizlendi,
Göğsüme doğru yükseldi.
Kirpiğinin ucunda duran o mana,
Daha önce görmediğim bir kapı aralıyordu ruhuma.
Yığın gibi birikmiş tüm dünya telaşları
Pamuk gibi eridi, sessizlikte yokluğa karıştı.
Perdeler düşüyor birer birer;
Ardında yalnız O var, yalnız O’nun kokusu.
Benliğimin inkâr ettiği ne varsa
Secdenin derin nefesinde su gibi çözüldü.
Cihan genişledi içimde,
Sonra küçüldü, sonra yok oldu;
Şimalden esen rüzgâr bile O’na döndü sanki.
Cenubun sıcaklığı kalbimi sardıkça
Mahşerimin kapıları bir bir aralandı.
Saltanat sandığım arzularım
Bir hüküm gibi yıkıldı yeniden doğuşumun önünde.
İlahi Divan’ın sessizliğinde
Aşkın her harfi içimde yeni bir âleme dönüştü.
Payitahtta ararken kendimi,
Benliğimin karanlık sokaklarında
Ruhumun teslim ettim O’nun kelâmına.
Gökyüzü eğildi üzerime;
Sanki fısıldar gibi dedi:
“Kıyam et, yolunu bul.”
Aşkın kıyısında bekleyen o ince çağrı,
Her nefesimde bir adım daha yaklaştırdı beni O’na.
Gölge sandığım dünyadan sıyrıldıkça
Hakikat, kirpiğimin ucunda parlayan bir yıldız oldu.
Kıyam etmek, ayakta durmak değil yalnızca
Kendi nefsinin karanlığından kalkıp
Rabbine yüz sürmenin adıdır.
Ve ben
Kıyam ettim artık,
Tenimi geride bırakıp nurun eşiğine vardım.
Aşkın hükmü kalbimde kuruldukça
Her secdede O’na doğru yeniden adım atıyorum.
HABİB YILDIRIM / BÂİN-İ ADLÎ
(10 Aralık 2025)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.