0
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
120
Okunma
Aşkın sarhoşluğu
Dinle ey gönül; aşkın şarabı kapıya gelmez içmeden,
Lâkin sebep O olunca, sarhoş olur insan içirmeden.
Varlığımın özündeki sır, bende görünen “sen”dir;
Dışımda aradığım ne varsa, içimde saklı o demdir.
Nefhâ et ruhuma, nefesim kul ola sana;
Her zerrem secdeye varır, vuslat doğar cana.
Sen masum ve çilesizsin, gül gibi tebessüm eden;
Ben ise kapında bekleyen âciz, alevlerde pişen.
Mecnun misali, gelgitlerin hükmünde savrulurum;
Her dönüşte seni bulur, her kayboluşta var olurum.
Dilim söyler durmadan, gönlümdeki sır bitmez;
Söz yetmez sana, zira senden yana kelâm tükenmez.
Ey ruhumun ikizi, ezelde “Belâ”da ses veren;
Zahirde ayrıyız sanılır, batında birdir bilen.
Dünyada hasret ateşiyle yanarım vuslat için;
Ukbâda umman olurum, bir damla yeter senin için.
Tüm dileğim bir tebessüm, bir elin dokunuşu;
Ten kokunda Rahmân’ı bulmak, aşkın sarhoş oluşu.
Bir bakışınla açılır içimde semânın kapısı;
Nefesine değdiğim an, ruhum olur aşkın tapusu.
Mahşer günü kalabalığında gözlerim seni arasın;
Bu dünyada yanan gönlüm, ukbâda sendedir dursun.
Elimden tut ey yârim, nereye gidersen sür beni;
Sen neredeysen orasıdır gönlümün asıl yeri.
Bil ki sözüm birdir, muradım tek bir sırdır:
Vuslata ermek ve birliğin hakikatinde yok olmalıdır.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.