0
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
138
Okunma
Son Durak
Bir dört duvar ördüm içimde,
Kendime bir zindan eyledim.
Gardiyan benim, mahkûm yine ben;
Voltam kısa, yolum kendime.
Bir adım attım — vardım bana,
İkinci adım… yine ben.
Ufka dikildi gözlerim,
Değdiği yer yine duvar.
Şiire sığındım kaçmak için,
Başlığı yine “ben” oldu.
Çıkamadım dar benliğimden,
Ne yapsam kendime döndüm.
“Bu defa koşacağım” dedim,
Söz kaldı, adım suskun.
Önüm zifiri karanlık,
Ötesi nur, lakin takat yok.
El vurdum üstüme örtülene,
Tok bir ses yankılandı içimde;
Meğer çürük bir tahta imiş,
Sandığım o son perde.
Firar gerek bu mezardan,
Baş kaldırdım — nafile.
Değdiğim her yer sınırmış,
Her sınırda yine ben.
Yatan benim, kalkan benim,
Titredim iliklerime dek;
Sonra anladım — ilik de yok,
Ruh ayrılmış çoktan bedenden.
O an bir isim düştü kalbime:
Sevdiğim…
“Herkes sevdiğiyle beraberdir” ya,
Gönlümde doğdu o hakikat.
Varamadığım o iki adım,
Bir Nur Cemaliyle doldu;
Karanlık çözüldü içimde,
Aydınlık oldu yolum.
Meğer bırakmamış beni,
En karanlık anımda bile.
Anladım ki saadet,
O’nunla olmakmış.
Ey Yâr!
Kabirde dahi benimlesin ya
Artık korkum yok ölümden.
Ölüm vuslata açılan kapıymış;
Hoş geldi, sefa geldi…
Sen olduktan sonra.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.