21
Yorum
64
Beğeni
5,0
Puan
508
Okunma

.
Gece, duvarların içinden süzülen kara bir sıvı gibi akıyor.
Pencereler göz gibi açılıyor, içeri bakıyor
bizden çok geçmişi görüyor.
Koridorlar sonsuz; her kapı başka bir sen
her oda kayıp bir hayal kırıklığı.
Saatler kendi toprağında çürüyor
ve dakikalar, korkak hayaletler gibi sürünüyor.
Hemşireler yok; sadece gölgeler dolaşıyor
ve gülüşleri, içten içe alay eden bir yankı.
“Kim delidir, kim akıllı?” diye soruyorum
ama duvarlar cevap vermiyor, sadece sessiz bir sitem fısıldıyor.
Bir hastanın gözleri, ay ışığı kadar boş
diğerinin dili, kilitlenmiş bir sandığın içinde.
Ben hâlâ oturuyorum
kendime çekilen iplerin farkında
ama gülen bir Pinokyo gibi, burnum büyüyor
yalan söylemek bile burada bir erdem sayılıyor.
Ve anlıyorum
Burası tımarhane değil
zihnin kendi cehennemine açılan kapı.
Herkes özgür, herkes hapsedilmiş
ve ironik olan, sadece biz farkında değiliz.
“Ve kapı kapandığında, yalnızca kendi gölgenin seninle kaldığını fark edersin.”
Ferdaca
5.0
100% (24)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.