5
Yorum
26
Beğeni
0,0
Puan
410
Okunma

“Bazı ayrılıklar, gitmekle bitmiyor,
kalanın içine saplanır ve bir ömür yanıyor işte...”
Ayrılık,
bir avuç köz bırakıyor kalanın kucağına.
Yavaşça iniyor içine içine,
nefesinde bir yanık izi kalıyor.
Yüzümde hâlâ
senin gidişinden kalan gölgeler,
gözümde, yokluğunun rüzgârında kurumuş gözyaşımn izi var.
Geceleri sesin düşüyor çatlamış dudaklarıma;
sessizlik, bir ağıt gibi örtüyor üzerimi.
Gidişin,
vagonun ardında sallanan umut.
Ne zaman el sallasam
boşluğuma dönüyor ellerim.
Zamana sığmıyor artık bu acı.
Hatıralar küflü bir çekmecede değil;
hayatımın ortasında, çırılçıplak duruyor.
Ayrılık
bir dil gibi suskunluğu emziriyor kalbime.
Ben,
hiç anlatamadığım yerimden kanıyorum.
İçimde bir pencere var,
hiçbir manzaraya açılmayan.
Ne gül kurusu bir sabah sığar oraya,
ne serin bir akşam.
Sadece sen
ve gitmelerin…
Uğultu gibi bekler cam kenarında.
İçeri sızan rüzgâr değil artık,
eksikliğindir ...
Yastığımda geceler,
kulağımda sesin.
Adını andıkça
boğazımda büyür bir çığlık
ve susarım.
Çünkü kor
sessizlikte yanar en derinlerimde.
Ayrılık,
bir şehrin sesinde,
bir çocuğun gözünde,
ama en çok,
bir kadının sustuğu yerden
yangın olup çıkar.
Sen bilmezsin;
bu yürekte hâlâ yürüyen ayak izlerin var.
Her adımda biraz daha eksilen ben.
Ve hâlâ...
seni sevmekten değil,
sana alışamamaktan yanıyor içim.
Kalan her şey küllense de,
ben, kucağımda bir avuç korla
susarak yaşamayı öğreniyorum artık.
“Şimdi anlıyorum...
Ayrılık bir son değilmiş;
kalanın içinde her gün yeniden başlayan sessiz bir yangınmış.”
Peri Feride ÖZBİLGE
04.08.2025
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.