0
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
91
Okunma
Sükûnet ince bir ney taksimi gibi süzülürken
Harfler kanun tellerine değdi;
O anda kelimeler,
Tül gibi hafif bir vokalin peşine düşüp
Semâda dönen dervişler misali birbirine tutundu.
Gözlerinin bıraktığı kılcal yara,
Nazende bir bakışın kamçısı
Kalbimde hâlâ kıvılcımlanıyor;
Fakat aynı menzile inen mavi bir cemre
Şimşek hızıyla merhem oldu.
Başkasına imkânsız görünse de
Zahirin ince çatlaklarından süzülen rahmet,
Göğsümde zerk edilmiş bir gökkuşağına dönüştü.
O mavi,
Kâbe örtüsüne serpiştirilen
Sedef parçaları gibi parlak;
Seslerindeki leziz ritim
Gizli bir semâhın davetidir:
Her “Âmin” deyişinde semâ titriyor,
Kandiller ürperiyor.
Derken,
İlahi aşkın gözyaşları düşüyor
Lahza lahza göğsüme;
İnci taneleri yuvarlandıkça
Cihan pervane kesiliyor,
Gölgesini kaybeden her nesne
Bize secde ediyor.
Adın,
Kalbimin uzak kıyısına mühürlendi;
Ömrüme ruhunun izlerini işleyen o heykeltıraş dokunuş
Beni ölümsüzlüğün eşiğine sürükledi.
Artık sol yanımdaki tufan,
Rüzgârını senin sesinden alıyor;
Cümlenin kuvveti bir araya gelse
Yine de susturamaz bu iç yangınını.
Ey nazlı nigâr,
Sen ki kelimeleri musikiye dönüştürdün;
Sessiz dua, dudağında rebâb oldu.
Ben de bu yakarışa tambur oldum
Tel tel tütmeye hazırım
Mavi cemrenin her seherinde.
Ve bil ki:
Kalbe bir kere inci taneleri ekilince
Zaman bile peşinden koşar;
Gök, kolyesini çıkarır
İnci güzelliğine takar;
Çünkü aşk,
Ruhun ışığında erir ve
Ölümsüzlüğün raksı başlar.
HABİB YILDIRIM / BÂİN-İ ADLÎ / LARDES SYMPRA
(Kelimeler, neyin içli soluklarıyla semâda dans etti;
mavi cemre, yarayı ilahi aşka çevirdi.)
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.