0
Yorum
5
Beğeni
0,0
Puan
1058
Okunma
Babam, içimde geç kalmış bir Haziran.
Güneşini cebinde taşıyan adam.
Ben, üşümeyi onun yokluğunda öğrendim.
Pencereme her sabah
onun sesi konardı.
Perdeler usulca açılır,
ev biraz daha kalp olurdu.
Yaralarımın dili vardı.
O sustu.
Acı konuşmayı unuttu.
Bir elin,
bir ömrü düzeltebileceğini
ellerini öperken anladım.
Kitapların arasında bıraktığı sessizlik,
en uzun nasihatti.
Bir cümlesi,
sayfalar dolusu insana bedeldi.
Gözleri...
Yeşilin dua ettiği bir bahçe.
Ben her bakışında
kendime dönerdim.
Ağaçlar onu görünce
rüzgârı yavaşlatırdı.
Yapraklar,
saygıyı toprağa eğilerek anlatırdı.
Gülüşü,
ekmeğin sıcak tarafıydı.
Sesi,
eve dönen akşam ezanı kadar huzurlu.
Ben ne zaman dağılsam,
o beni adımla toplardı.
Ne zaman eksilsem,
omzundan bir gökyüzü indirirdi üzerime.
Şimdi göğe baksam,
mavi biraz ondan kalma.
Yıldızlar,
onun sustuğu yerden parlıyor.
Adını içimden geçirince
mevsimler yer değiştiriyor.
Kış çekiliyor.
Bir çocuk yeniden babasına koşuyor.
Sen benim yolumu göstermedin yalnız.
Yol oldun.
Gölge oldun.
Çınar oldun.
Dua oldun.
Ben büyüdüm derler.
İnanma.
İnsan, babasının yanında
kaç yaşına gelirse gelsin
bir avuç çocuk kalıyor.
Ve ben,
ömrümün en güzel cümlesini
her gün yeniden söylüyorum:
Babam.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.