1
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
209
Okunma
Bak!
Gökyüzü düştü yere…
Kül rengi bulutlar,
Güneşi boğan bir yas örtüsü.
Kuşlar sustu.
Artık kanat çırpmıyor rüzgâra
Sadece…
Patlamış barut kokuyor çocukluk.
Bir sokak.
Taşların arasında unutulmuş
Kırmızı bir lastik top.
Oynayan kim?
Belki dün gülen gözler vardı burada…
Şimdi sadece
Cam kırıklarıyla oynayan rüzgâr
Ve toprağa karışan
İsmini bilmediğimiz
Bir çocuğun
Sessiz
Çığlığı.
Anne…
Neredesin?
Karanlık…
Soğuk…
Sözcükler tükenir burada.
Dil, acıyı taşıyamaz.
Dudaklar titrer,
Gözler kurur,
Yürek taş kesilir.
Bir fotoğraf kalır geriye:
Gülümsemesi yarım kalmış,
Çerçevesi paramparça.
Ve duvarlar…
Yıkık duvarlar anlatır her şeyi:
Mermi izleriyle delik deşik
Bir annenin duaları,
Bir babanın korkusu,
Bir evin
İçine göçen
Hüzün.
Bak!
Ağaçlar kökünden sökülmüş,
Çiçekler kanla sulanmış.
Toprak
Artık
Tohum değil,
Metal parçaları
Ve kemik
Saklıyor
Koynunda.
Gece olunca…
Sirenler susar.
Ama gökyüzü
Yıldızları
Söndürür.
Karanlık
Çığlıkları
Yutar.
Ve geriye…
Bir mezarlığın soğuk nefesi
Ve
Duaları
Bitmiş
Bir ninenin
Ellerinde
Kırık
Tesbih
Taneleri
Kalır.
5.0
100% (5)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.