bazı yaralar dilsizdir
söylemez failini
…
ı
S u s a r d ı
Kabuk bağlamış bir yara gibi susardı
Nesimi gibi derisi yüzülür eti tırnaktan ayrılırdı da
Susarak kabullenirdi acısını
Susma diyen dış kapının mandallarına müstehzi bir tavırla
gülümser
-Ben susmuyorum
-Anlayabilene
-Avaz avaz çığlık atıyorum derdi
Ser verip sır vermeyecek kadar ketumdu ama
Bir bana çekincesiz dökerdi içini
B
aşka limanlar da sağalmazdı içinin acısı
Ne
zaman derdini bölüşmek istese özenle kurardı çilingir sofrasını
Ki…
Daha ilk kadehte
yağmur giyinirdi gözleri
Son kadehteyse fırtına olur patlardı
Rakının
uykusu gelip kadehlere mahmurluk çökünce
Uzun ince parmaklarıyla söndürdü
gecenin kandilini
Hışırdardı denizlerimiz
Gömü bulan acemi hırsızlar gibi döke saça içerken
aşkı
Ay ışığı kıskanırdı fısıltımızı
Ve
Allah…
Affederdi bütün günahlarımızı
ıı
Gün ışırken giderdi
Giderdi acının kundağına
Daha köşeyi dönmeden kıldan ince kılıçtan keskin bir
hasret serilirdi aramıza
Ö z l e r d i m
Özlemekten heç olurdum
Aç gözlerin girmeyi düşlediği dul bir bahçe
Hoyrat rüzgarların koklamak istediği bir uçurum çiçeğiydi
Gurbetçi marabalar onu görürdü kösnül rüyalarında
Yolunu keserdi toprak ağaları
Arazi bahşederlerdi ayaklarının bastığı yere
Topuklarına gümüş halhal
Bileklerine burma bilezik döşerlerdi
Bense muhacir bir kuştum
Adına öğrenci evi denen o isli mahzende çay bile içiremezdim ona
Ki, çoğu
zaman o getirirdi yemeğimi
Minnetle fesleğen kokulu ellerinden tutardım
Sıcak bir sarılma
Taze bir öpüşme azığım olurdu
D o y a r d ı m…
ııı
Kazansam bile kaybedeceğim bir
savaştı
Ne ara yalın yürek
savaştım
Ne ara teslim oldum
Cilveli bir ökseyle o mu beni tuttu yoksa ben mi onun dalına kondum
U n u t t u m…
Ölümü göze almak pahasına nasıl çaldık
aşkın kapısını
Onca kuşkulu bakışın arasında ne ara buluştu gözlerimiz
Fütursuzca…
O haram meyveyi nasıl dişledik
Dedim ya unuttum…
Çok şeyi unuttum amma onu unutamadım
Gülünce kuşlar gibi cıvıldayışını
Ateşin közüne sürülen mırra gibi kaynayışını
Terlediğinde göğsünde ıslanan haç kolyeyi
Omzuna yazılmış Aramice duayı
Tüfek çatar gibi kaşlarını çatışını
Özleyince su gibi kollarıma akışını
U n u t m a d ı m…
ıv
Şimdi uzak bir şehirde
Özlemi çöl eşkıyaları gibi yağmalarken beni
Dört bir yanı ateş çevrili bir akrep nasıl zehirlerse kendini
İşte öyle zehirliyorum kendimi
Kafamı duvarlara vur vura duvarları kanatıyorum
Kırk tas suda kırklansam da
Bitmiyor ona günahkarlığım
B/ela gözlerinden gidemiyorum