9
Yorum
18
Beğeni
5,0
Puan
257
Okunma
Bir soru düştü içime,
karanlıkta bir kibrit alevi gibi.
"Neden?" dedi usulca,
sonra büyüdü, kapladı her yeri.
Kelimeler çağırdı beni,
eski kitapların tozlu kokusunda saklı.
Platon’un mağarası, Aristo’nun mantığı,
Kant’ın gökyüzü kadar engin aklı.
Bu bir sevda,
var olmanın düğümünü çözmeye çalışan.
Anlam peşinde koşan yorgun bir yolcu,
bazen kaybolan, bazen yolu bulan.
Sorgulamak...
Bildiklerini ateşe atmak gibi biraz,
küllerinden yeni sorular doğurmak.
Hiçbir cevabın son olmadığı o diyarda,
merakla yürümek, durmadan.
Bazen bir labirent zihin,
kavramlar duvar olur, çıkış ararsın.
Bazen yıldızlı bir gece,
evrenin sırrına uzanır, hayran kalırsın.
Bu aşk,
bilgeliğin o utangaç yüzünü aramaktır.
Kesinlikten kaçıp şüpheye sığınmak,
düşüncenin kanatlarında özgürce uçmaktır.
Ne tatlı bir sancı bu,
ne derin bir tutku...
Merhaba ey felsefe,
bitmeyen şarkım, en vefalı dostum benim...
Merdümgiriz
5.0
100% (16)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.