3
Yorum
18
Beğeni
5,0
Puan
341
Okunma

(Ruhuma dalgaların fısıltısıyla yazılmıştır)
Düşlerinden akıp gidecekmiş gibi
bir âlem ördün hayallerinden
göğe bakan gözlerinle
sessizliğin en derin yerine dokundun
ve yelken açtın
kendi okyanusuna
içindeki sonsuzlukla..
kanayan sular
bir dua gibi çağladı
karanlıkta yankılanan sesin
meleklerin unuttuğu şarkıları hatırlattı
nefesin dalgaları savurdukça
her biri bir sır,
bir doğum,
bir kaderdi...
okyanusunda boşluk yoktu
çünkü boşluk bile seninle doluydu
ruhundaki tekneler
rüya ve gerçek arasında savrulurken
martılar zamanın dışına uçtu
çığlığın
kasırga oldu
gizli âlemleri titretti
bir midye kabuğunda
nur gibi parladı inci
hakikatin minik bir yansımasıydı o
sular seni törpüledikçe
kumlar gibi döküldü
benliğinden dünyevi tortular
taşlar battı bağrına
ama sen taşa isim verdin
ve onu dua niyetine sakladın
gelgitler vurdukça kıyılarına
zaman çözüldü
rüya ile uyanıklık arasından geçerek
bıraktın yüreğini
sonsuz yarınların avucuna...
-Ferdaca
Tefekkür – Okyanusla Konuşan
Okyanus, bir sembol olmaktan çok daha fazlasıdır; o, insan ruhunun derinliklerine inmiş bir aynadır. Dalga dalga yükselen her düşünce, okyanusun büyüklüğünde kaybolan bir içsel çağrıdır.
Her dalga, bir keşif, her sükunet bir dönüşümdür. Sular, yalnızca fiziksel değil, ruhsal bir arınmayı da simgeler.
İçindeki sonsuzlukla barışmak, okyanus gibi derin ve sakin olabilmeyi öğrenmekle başlar. Sulara bırakılan her kayıp, bir öğreti, her bir inci ise hakikatin minik bir yansımasıdır.
Okyanus, bizlere gizli âlemleri hatırlatır; ama unutmayalım ki, dalgalarla yolculuk, dışarıda değil, içimizdeki engelleri aşmakla mümkündür.
Ve her bekleyiş, her gelgit, bir dönüşümün parçasıdır. Zaman, dalgaların arasındaki kaybolmuş bir notadır; her anı, sonsuzlukla buluşan bir çağrıdır.
5.0
100% (8)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.