2
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
166
Okunma

Varoluş ve Anlam Arayışı..
Bir toz zerresi miyim, savrulan rüzgârda?
Yoksa yankısı mı sonsuzluğun, bu dar zamanda?
Gözlerimi açtım bir an, bilinmez bir diyarda,
"Neden?" sorusu çınladı ruhumun duvarlarında.
Ayna tuttum kendime, gördüğüm kimdi sahi?
Geçmişin gölgesi mi, geleceğin müjdesi mi?
Yaşadığım an, avucumdan kayan bir kum tanesi mi?
Bu ten, bu kemik, bu can; ruhumun kiracısı mı?
Zaman denen nehirde bir sal gibi akarken,
Kıyıları değişir, sular bulanık bazen.
Dün bir hayaldi belki, yarın sisli bir perdenin ardı,
Bugün ise tutmaya çalıştığım, ele avuca sığmayan bir anı.
Gerçek nedir? Gördüğüm mü, dokunduğum mu sadece?
Ya duyularım birer yalancıysa, bu oyun nece?
Renkler, sesler, kokular, zihnimin birer cilvesi mi?
Perdenin ardında başka bir alem mi bekler sessizce?
Bilgi peşinde koştum, karanlığı delmek için,
Her bulduğum cevapta yeni sorular yeşerdi içimde.
Bildiklerim bir damla, bilmediklerim bir okyanus,
Cehalet miydi huzur, yoksa bilmek miydi kâbus?
İyi ve kötü, kim çizdi sınırlarını keskin?
Vicdan mı pusula, yoksa toplum mu öğretti her dersin?
Bir çiçeği ezmekle bir cana kıymak aynı mı?
Değerler göreceli mi, yoksa evrensel bir yasa mı?
Özgür müyüm gerçekten, seçimlerim benim mi?
Yoksa kader ağlarını çoktan ördü mü görünmez bir el?
Rüzgârdaki yaprak gibi mi savrulur iradem?
Her adım bir zar atışıysa, kim yazar son cümlem?
Anlam aradım durdum, varoluşun özünde,
Kimi sevgide buldu, kimi inançta, kimi bilgelikte.
Belki de anlam aramakta değil, yaşamaktaydı hüner,
Her nefeste, her dokunuşta yeni bir mana filizlener.
Kalabalıklar içinde yalnız bir ada ruhum,
Anlaşılmak ister, bir gönüle sığınmak isterim.
Ama en derinde bir boşluk, kimsenin giremediği,
Kendimle baş başa kaldığım o dipsiz sessizlik.
Ve ölüm... O meçhul kapı, o son durak,
Bir son mu her şeye, yoksa yeni bir başlangıç mı mutlak?
Korkuyla merak arası bir duygu sarar içimi,
Yok olup gitmek mi asıl olan, yoksa dönüşmek mi?
Sonsuz evrende küçücük bir nokta belki yerim,
Yıldızlara bakarken kendi hiçliğimi hissederim.
Ama düşünürüm, severim, hissederim, sorgularım,
Bu küçücük varlıkla evrene kafa tutarım.
Sorular bitmez ustam, cevaplar hep muğlak kalır,
Felsefe bir yolculuktur, varmaktan çok yolda olmaktır.
Bu varoluş sancısı, bu anlam fısıltısı sürer gider,
Her nefes bir bilmece, her gün yeni bir keşiftir meğer...
Hasan Belek
23 04 25
Akçay
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.