0
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
93
Okunma
Yaklaşık bir yıl önce
Mapus damına düştü bizim Ali.
Onu mapus damına götüren olay
Şöyle gelişti:
Aşıktı bir kıza hem de deli gibi.
Gözü başka bir şeyi görmüyordu.
Kızda yanıktı hani bizim Ali’ye.
Cep telefonu, internet çıktı çıkalı,
Mektuplaşmak nostalji sayılıyordu.
Ama onlar teknolojiye inat
Birbirlerine aşk mektupları yazıyordu.
Günlerden bir gün, kız biraz üzgün,
Biraz somurtkan çıkagelmez mi?
“Derdin ne? ” demeye kalmadan,
Başlamış anlatmaya:
“Geçenlerde marketten gelirken
Köşe başında yolumu kesti
Adamın biri.
İsmi mühim değil, zati itin teki...
Verdim ağzının payını gerçi...
Ne bileyim yinede korkuyorum,
Ya rahat bırakmazsa beni? ”
Kızı dinleyen Ali durur mu?
Hemen yakaladı tarif edilen iti.
Bir güzel haddini bildirdi..
Fakat adamda ar yokmuş vesselam.
Tekarar dikilmiş kızın karşısına.
Bunu duyan Ali bu kez çıldırdı,
Öfkeden küplere bindi.
Eline geçirdiği ekmek bıçağıyla
Adamın baldırını deldi.
Derken Polisler aldılar bizim Ali’yi.
Önce biraz ıslatmışlar.
-Halinden belliydi-
Sonra diktiler hakimin karşısına.
“Yavrum suçun ne senin? ”
Diye, soran Hakim’e:
“Sevmek ”dedi, bizimkisi tek kelime.
“Evladım insan sevince hiç suça bulaşır mı?
Kendisini seveni gözü yaşlı bırakır mı? ”
“Hakim baba,
Aşk bizim için her şeyden büyüktür.
Aşksız yürek bize sinede yüktür.
Aşk için yaşar ya da ölürüz.
Gerekirse ömrümüzü mapusta çürütürüz.
Suçum belli soktum bıçağı
Baldırına adamın.
Canına kıymadım ya hergelenin, ona yanarım.
Cezam neyse kes Hakim baba,
Şeriatin kestiği acımaz bilirim.
Sevdiğimden ayrı kalmak yok mu?
İşte budur tek derdim.
Bir küçük resmi var cebimde,
Odur benim tesellim.”
Dedi ve sustu Ali.
Sonra salonda şu sözler yankılandı:
-Konuşan hakimdi-
“Evladım gerçekten sevseydin,
Yaralamazdın adamı.
Basardın nikahı, alırdın kızı.
Aşksız ne dünya döner, ne hayat yürür.
Aşkı tatmayan yürek elbet sineye yüktür.
Fakat aşka tadını veren özgürlüktür.
Zira, özgürlük aşktan daha büyüktür!
yusuf akkaya
5.0
100% (2)