1
Yorum
19
Beğeni
0,0
Puan
281
Okunma
Bu sabah
İstemediği savaşa gönülsüz giden askerler gibi
Gönülsüz uyandım uykudan
Değil işe gitmek
Yataktan çıkmayı bile istemedi canım
Perdenin arasından sızan güneş
Ellerin gibi okşarken yüzümü
Kallavi bir of ulan of çekip, yastığa yorgana sarıldım
Daha Afyonum patlamadan
Duvardan sökülen paslı bir çivi gibi çıktım yataktan
Uyku sersemiydim
Namludan gönülsüz çıkmış bir mermi gibiydim
Günlerden galiba Salıydı
Sofrayı hayalinle donatıp
Masada iki bardak çayla yine bir başıma kahvaltı yaptım
Yine Rakı içer gibi içtim tavşan kanı çayımı
Ağzımda paslı bir teneke tadı vardı
Yok… Yok… Bu böyle olmaz
Bu Salı bozacağım bu düzeni
Bu Salı Salı sallanacak
Zaman duracak
Bayrak açıp teslim olmayacağım artık yokluğuna
Sensizlik denen o ateşten gömleği
Bu Salı giymeyeceğim
Bu Salı biz konuşulacağız bu şehrin bütün sokaklarında
İşte yazıyorum gök kubbe şahit olsun
Teninin ıssız koyaklarında ya döke saça yağmalayacağım aşkı
Ya da…
Şehrin bütün billboardlarına kendi kanımla senin adını yazıp
Dünya denen bu sürgün ülkeden
Bu Salı sessizce göç edeceğim
Çarşamba sabahı
Gazeteler de o kanlı resmimi görünce
Şu cümle dökülecek o köfte dudaklarından
-Ayy ne kadar şiirsel…