Kavramak için görmek, görmek için de dikkatle bakmak gerek! - pitigrilli
redfer
redfer

toprak damlı evler

Yorum

toprak damlı evler

7

Yorum

29

Beğeni

0,0

Puan

677

Okunma

toprak damlı evler

toprak damlı evler



bazı günler annem
bir kuş gibi
gülerek uyanırdı
o sabah
cıvıltısını etrafa cömertçe saçarak kalktı
erkenden hazırladı
babamın yemeklerini
tel dolabına tencerenin birini
kuzinenin üstüne koydu diğerini

babama iyice tembih etti
bu yahni
bu madımak
sönerse soba
kurumuş odunlar var
fırında ısıtmadan yeme emi…
o anda,
bir kadını en çok güzelleştirenin
anaçlık duygusu olduğunu düşündüm

annem,
uzun bir sefere çıkacakmış gibi
kendisi yokken evin işleyişini
tamamladı diğer işleri
su getirerek çeşmeden
doldurdu bütün kovaları evdeki
tavukların yemine, suyuna baktı



köyümüzde henüz elektriğin olmadığı yıllardı
kış gecelerinin
daha da uzun olduğu zamanlarda
ya birine giderdi insanlar
ya da birileri onlara gelirdi

annem,
köyden biraz ayrı olan mahalleye
önceden planlardı
belli aralıklarla yaptığımız gezileri
gündüz vakitlice gider
hatırı sayılır bir zaman kalırdık

üç dayım
iki teyzem yaşıyordu orada
aynı evde hala
aynı yoksul kardeşler

ailemin son çocuğuydum
annem beni küçükken yanından pek ayırmaz
bahçeye, tarlaya, çeşmeye
dağdan çam kozalağı
uzak harmanlara
madımak toplamaya
yanında götürürdü

annem oralarda çalışırken
oyunlar bulurdum ben de kendi kendime
bazen bir söğüt dalını at yapardım
tahta kılıçla hayali haydutlara savaş açar
çakımla bir şeyler yontardım
bazen de
anneme arkadaşlık ederek
kahramanlık yaptığımı düşünürdüm
gurur duyardım kendimle



babam
annemle gittiğimiz bu yerlere
pek gelmezdi
on dört yaşında yetim kalmıştı
evin zorlu dış işlerini
çocuk yaşta omuzlamıştı

hayvanlara bakmak
dağdan odun getirmek
öküzlerle çift sürmek
toprak evin yıkılan yerlerini tamir etmek
hepsi
babamın vazifesiydi
köyün bitmek bilmeyen ağır işleri
arkası olmayan bir yetimi
ezmeye çalışan hoyrat insanlar
onu erken yormuştu

sürekli hastaydı bir de
serili olurdu hep yatağı
evde olduğu zamanlar
uzanarak dururdu
çocukken bütün babaların böyle olduğunu düşünürdüm

yemeği hazırlayan sofraya koyan anneme
ömrü boyunca hep
minnetle baktı babam
kırıcı söz etmedi
gönlünü yıkmadı
perdenin rengine
kilimin desenine karışıp onu bunaltmadı
ev kadının dünyasıdır derdi
her zaman


annem
beyaz tülbendini başına aldı mı
yolculuğumuz başlıyor demekti
kadınlar bir başka mahalleye giderken
mutlaka bu örtüyü örterlerdi
bizim köyde
ve annem
bütün sorumluluklarını yerine getirmenin huzuru içinde
yanına alarak yola çıkardı en küçük oğlunu

yolun iki yanında salınan kavaklardan esen yel
annemin tülbendini havalandırır
yıllar önce
gösterişli iki atın çektiği bir araba üzerinde
gelinlikle geldiği yoldan
bir yürüyüş başlardı
çocukluğuna
gençliğine doğru

annemin
daha ilk adımlarla hafiflediğini anlardım
eski mahallesine
güzel zamanlarına
göçüp giden annesinin babasının hatıralarına
yürüdükçe
içini çocuksu bir sevinç doldurur
çok eskilerden geldiği belli olan
sözlerini tam anlayamadığım
bir türkü mırıldanırdı hep

annem
genç kızlığında
arkadaşlarıyla birlikte
madımak toplarlarken
ya da ailecek orak tarlasına giderken
söyledikleri bir türküydü
yaşadığımız zamandan çok uzaklara dalıp giderdi

gidişlerimizde
annemin elinde
büyükçe bir çıkın olurdu
yeğenlerini sevindirmek için şeker, lokum, bisküvi
habersizce bir kenara bırakıvermek üzere
makarna, pirinç, çay, şeker
ziyaretlere hiç boş gitmezdi



annem
yolda giderken nahif planlar yapardı
küçük teyzenlere uğrarız önce
yemek vaktini
onlara denk getirip bunaltmayalım
büyük dayınların durumu daha iyi

o mahallede uğradığımız evlerin hepsi
bir örnek eşyalarla diziliydi
kuzine olur hayatın merkezinde
düzenlenirdi ev ona göre
üzerinde yemek yapılır yaz kış
ekmek ısıtılır fırınında
ıslak meşe odunları kurutulurdu

evin bir duvarında
üzeri rengarenk naylon örtülerle
tahta raflar uzanır
hangi eve gitseniz kapıların önünde
orlondan örülmüş bir paspas serili olurdu
hiçbir nesne görevini bitirip bir kenara çekilemezdi köyde

deterjanı bitmiş plastik kutular
menekşeye, küpeliye,fesleğene
saksı olarak pencere önlerini süsler
biten yağların teneke kutuları
kimi evlerde
sobanın önünde küllük
kimilerinde
buğday, arpa doldurmak için kap olurdu

teyzemin yıllarca giydiği
pazen kumaş eteği
bir gezimizde hamur teknesinin üzerinde
örtü olarak görürdük
neredeyse hiçbir eşya yok olmaz köyde
başka bir eşyaya dönüşürdü



büyük dayım, bana
nasılsın çavuş diye takılır
cevabımı beklemeden gülerek
yüzüme bakar sonra da
çok güzel, çok güzel… derdi

köyümüzden askerde çavuş olan
nadir kişilerdendi dayım
kendisinden hala çavuş diye söz edilir
bu hitap hoşuna giderdi ki
bu payeyi kendisi de
başkaları için sık sık kullanırdı

sararmaya başlayan siyah beyaz bir fotoğrafta görürdüm dayımı
eski pazar hatırası yazan bir şeridin önünde üç arkadaş
muhtemelen üçü de çavuş
gülerek
gururla poz vermişlerdi


annem
seferberlik zamanında
otuz altı ay askerlik yapan abisinin bu resmini özenle saklardı
köyde son durağımız her zaman
büyük teyzemler olurdu
kerpiçten yapılmış
iki göz bir evde oturuyorlardı
odanın yarısını kaplayan
kocaman bir karyolada yatak
her zaman açık olurdu
teyzemi genellikle bu yatakta yatarken hatırlıyorum

teyzem,
yatağın başındaki küçük tahta kapağı açar
bana şeker ya da bisküvi uzatırdı
bu anı sabırsızlıkla bekler
o kapağın ardında nelerin olduğunu
hep merak eder dururdum
diğer evlerde gördüğüm şenlikli havanın aksine
büyük teyzemlerde
ağır bir sükunet fark ederdim

bu ağırlık, eve gelen herkesi etkilerdi
onların evinde güle oynaya koşturamazdım
özellikle diğer odaya girmem yasaktı
o kapıya yöneldiğimde
annemin yasağı hatırlatan bakışlarını
üzerimde hisseder
geri dönerdim hemen



o gün
annemler konuşmaya dalınca
kendimi unutturarak bütün merak ve cesaretimle
dönüşte azar işiteceğimi
bir daha seni getirmeyeceğim tehdidini
göze alarak
o kapıya yöneldim

birkaç saniye bekledim
kapının önünde
ittim kapıyı
zorlanarak açıldı
içeri girdim tedirgin adımlarla
evin pencereleri
örtülmüştü kuş resimli perdelerle
loş bir aydınlık vardı içeride
gözüm tavana kaydı ilk önce
simsiyahtı toprak damlı tavanın mertekleri

bir soba vardı ortada
borular sökülmüş,yaslanmıştı duvara
kilimler, odanın bir kenarına toplanmıştı
beyaz kireçle boyanmış duvarlar
koyu bir yalımla kararmıştı
normal bir durum değildi gördüğüm
içinden çıkılmaz kördüğümdü
korkmuştum

fazla duramadım
dışarı çıktım yavaşça kapatarak kapıyı
geri döndüm merakımı daha da artırarak
annem, teyzemlerle vedalaşma faslındaydı
dönüş yolunda tüm cesaretimi toplayıp
anne dedim
büyük teyzemlerin o odanın tavanı neden simsiyah
bir an duraksadı annem
kötü bir haber almış gibi
huzursuz bir bakış attı bana



pek kızmazdı çocuklarına
hele bana hiç kızmazdı
oğlum, dedi
o odada yangın çıkmıştı yıllar önce
teyzenlerin bir kızları vardı
bir süre durdu
meraklanmıştım
yangında kaybettiler, dedi
kısık bir sesle
bunu beklemiyordum

bu odayla ilgili her ziyaretimizde
çocuk muhayyilemde canlanan
haydutlu, eşkıyalı ,hazineli
masalların yerini
acı bir hikaye almıştı
daha on sekiz yaşındaymış kızı

imrenilecek güzellikteymiş
sobayı yakıyormuş
nasıl olmuşsa
sobadan çıkan alevler odayı sarmış
yokmuş evde kimse
yangınla boğuşmuş
kendine de olan olmuş

*

acı bitmiş hikaye
o günden sonra o odaya pek girilmemiş
kalmış öylece
büyük teyzem bu yüzden
hep durgun
hep hastaydı

eniştem bu yüzden
tabakasından tütün çıkarıp sarar
dumanına dalıp giderdi
bu yüzden annem
şen şakrak olamazdı
sohbetleri bir dertleşmeye dönüşürdü

toprak damlı evler
annem, babam,teyzemler,dayılarım
yitip kayboldular bir bir
yıkılmış evlerin
tarumar olmuş hatıraların üzerinden
dumanlar yükseliyor şimdi
ve bir çocuk hala
annesinin elinden tutup
masalsı zamanlara gitmek istiyor

redfer

Paylaş:
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Toprak damlı evler Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Toprak damlı evler şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
toprak damlı evler şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Midayet Kara
Midayet Kara, @midayetkara
14.6.2024 16:27:51
Değerli şairim öncelikle şimdiden kurban bayramınızı içtenlikle kutlar tüm sevdiklerinizle birlikte nice bayramlar görmeniz dileğiyle yine tarzınıza uygun akıcı anlam ve anlatımıyla güzel bir eser okudum kalemin daim ilhamın bol olsun selam saygı ve sevgilerimle kalın sağlıcakla
nejat hoca
nejat hoca, @nejathoca
14.6.2024 08:49:58
bazı günler annem
bir kuş gibi
gülerek uyanırdı
o sabah
cıvıltısını etrafa cömertçe saçarak kalktı
erkenden hazırladı
babamın yemeklerini
tel dolabına tencerenin birini
kuzinenin üstüne koydu diğerini

Bu dizeler, annenin sabahları neşeyle dolu bir kuş gibi uyanıp, günün ilk ışıklarıyla birlikte ailesine özenle yemek hazırladığı sıcak ve sevgi dolu anları resmediyor. Şiirsel bir dil kullanarak, annenin bu günlük ritüelinin, evin içindeki yaşamın canlılığını ve aile bağlarının gücünü nasıl arttırdığını vurguluyor. Her bir hareketiyle, annenin ailesine olan sevgisi ve özverisi, evin her köşesine yayılıyor ve onları bir arada tutan bağları daha da güçlendiriyor.

Çok güzel bir şiirdi. Bu manâlı şiirinizden bir şeyler almak Kısmetimizde varmış inşallah. Selamlar, saygılarımla. Üstadım.
deniz_tayanç1
deniz_tayanç1, @deniz-tayanc1
14.6.2024 05:09:54
Çocukluk tadında güzel bir hikâye..
Allah anennize babanıza rahmet eylesin.
Çocukluğunuz hep var olsun bir yerlerde...
Zaman olur ki kokular, renkler, tatlar yeniden yaşanır.
İnsan var oluşuna gülümser.

Çok saygımla Üstadım
Çok saygımla
Gönül Pınarı
Gönül Pınarı, @gonul-pinari
13.6.2024 23:48:22
Benim çocukluğumda böyle ama bundan daha büyük bir evde geçti ama özü ahşap ve toprak karışımı ahşap bir evdi, şimdilerde büyük bir ilde büyükçe ve iyi sayılabilecek bir semte ve güzel apartman dairem de var ama yine o ahşap evdeki anılarım sıcaklık ve güzellik zaman zaman gözlerimin önünden filim şeridi geçiveriyor. Sanırım o sıcak yaşantılar da insanlık da dostlukta o evlerde kaldı gibi geliyor bana. Bu şiirde yine öyle bir an yaşattı bana kaleminiz daim ilhamınız bol olsun saygı sevgi ve muhabbetle selamlıyor esenlikler diliyorum. Tebrikler üstadım.
Tüya
Tüya, @tuya
13.6.2024 21:09:33
Ben de bir an çocukluğuma gittim bu hikaye ile birlikte. Köyü her ziyaretimde yaşadıklarıma dair sanki..
Annelerin beyaz tülbentleri, pazen elbiseler, orlondan örülmüş paspas, mutfaktaki dolap, kuzeninin merkezde olması, istiflenen kuru odunlar, annenin manalı bakışı vs vs. Bu tarif edilenlerin (hangi yöre bilmiyorum) landscape bir kültür mirası olduğu gibi o dönemin sosyolojik yapısını, insan ilişkilerine dair filmi geriye sarmak gibi oldu. Çok da iyi oldu.
Ama keşke o trajik yangın da olmasa, kayıp yaşanmasaydı...

Elinize sağlık, sayın Redfer.
Saygılar, teşekkürler olsun.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL