0
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
367
Okunma
BABAM
Ey benim can babam, ey sırr-ı bekâ,
Gittin bu fenâdan, erdin o bekâya.
Dönüşü olmayan bir yola revan oldun,
Bıraktın bizi bu dar-ı dünyaya.
Belki de "İnna lillah" sırrıyla yükseklerde,
Temaşa eylersin şu garip ahvalimi.
Dünya bir gurbetmiş, ben bir yetim,
Yalnızlık pençesinde çaresiz nefesim.
Koşmaktayım gördüğüm her gölgeye "baba" diye,
Bir mürşid eli arar gibi, sığınacak bir sine...
Sonra yoruldu kalbim, omuzlarım düştü,
Anladım ki bu alem, bir rüya, bir düştü.
Gözyaşım rahmet olup içime süzüldü,
Ağlayan bulutlar gibi gönlüm büzüldü.
Babam...
Yalnızlık, nefs elinde kıvranmakmış meğer,
Seni aramak, aslında Hakk’ı sevmekmiş meğer.
Parklarda, sokaklarda ufka bakarken gözüm,
Anladım ki vuslata dairdir her sözüm.
Sen bir biletlik yola çıkıp giderken,
Belki de "gel" diyorsun, vaktin beklerken.
Bilemezsin babam, dünya soğuk bir hanmış,
Üstü açık uyuyan ruhum, şefkate inanmış.
Gelsen, bir "Hu" nefesiyle okşasan başımı,
Dindirsen bu yetimlik, bu hicran yaşımı.
Ağustos gecesinde üşüdüyse bu beden,
Ruhun ateşi sönmüş, ondandır bu neden.
Kırk derece nar içinde yandım da bittim,
Senin kokun olmayınca, her kucakta yittim.
"Baba" diyemedim, dilimde mühürlü kaldı,
Bu feryat içimde, derin bir zikir oldu.
Issız tepelerde, zifiri karanlıklarda,
Haykırdım adını, o sessiz makamlarda.
Meğer her "baba" deyişim, bir dua imiş,
Hasretin, kalbimde pişen bir simü-mü imiş.
Kıskandım bazen, evladımın bana bakışını,
Gördüm o masumiyette, ömrün akışını.
Onlar "baba" dedikçe, ben seni hatırladım,
Onların üstünü örterken, seninle yaralandım.
Senin yapamadığını, emanet bilip yaptım,
Onların kokusunda, senin kokunu kaptım.
Sitem değil bu babam, fakirin arzuhali,
Aşk imiş meğer, bu yetimlik melali.
Bayramlar gelip geçer, elimiz boş kalır,
Senin yokluğun bizi, gerçek bayrama taşır.
Öpülecek elin, o mübarek nefesin,
Şimdi ötelerde, o en mukaddes sesin...
5.0
100% (2)