0
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
423
Okunma

O Nasıl Bir Bakış İdi
O nasıl bir bakış idi,
Dört mevsimi bire indirdin.
Üzerimde karakış,
Her yanım tipi, boran.
Kaf Dağı’ndaki bilinmezler bende,
Zemheri ayazında kaldım.
Cambaz oldum kendi kendime,
İki hâl ile yürürüm tek ipte.
O nasıl bir bakış idi,
Kimyam değişti; bedenim kansız.
Zamanım zaman içinde zamansız,
Yürüyen mezar gibi, canım cansız.
Gündüzüm zifiri karanlık,
Mevsimlerim teke indi; hep yazsız.
O nasıl bir bakış idi,
Bir elim yağda, bir elim balda sanılır.
Ölmeyecekmiş gibi neşeli hâlim,
Günüm gün; nerede sabah, orada akşam.
Ne dert umurumda, ne çile,
Mekân desen meyhâne sanılır mekânım.
O nasıl bir bakış idi,
Bir anda her şey tersine döndü.
Canlı sandığım bedenim ansızın öldü,
Ayaklarım bilmediği yollara yöneldi.
Gözler kör oldu, başka şeyler gördü,
Her şeye âşık gönül bire indi.
Gözlerin mühür vurdu, susturdu lisanımı,
Bir anda talan etti dünkü mülk-ü hanımı.
Bir bakış ki; hem cellât, hem hayat pınarı,
Söndürdü içimdeki sahte yalanları.
Sen baktın da,
Dağıldı sis perdesi, “ben” dediğim silindi.
Gönül denen kuyu, Yusuf’unu sende bildi.
Dünüm dumandı, bugünüm ateş,
Gözlerinde doğarken, bende battı güneş.
Madem öyle baktın, medet eyle,
Gel gönlüme, ne söylersen söyle.
Yanıyor içim, volkan yeminle,
Dualarım sanadır; bu günahkârı dinle.
Sevmek böyle ise, ahvâlimi sessiz söyle,
Gel sevgili, gel; gönlümü şen eyle.
O bakışınla bir daha bak,
Külden çıkar… kul eyle.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.