0
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
496
Okunma
Henüz on beşinde sevdiği kıza aynı sınıfta üç yıl okumasına rağmen sevdiğini söyleyemeyen için için yanan ve yıllardır içinde keşkelerle yaşayan baştan sona her satırı tamamen yaşanmışlık olan benim hikayem bu şiir.
Platonik aşkımı bir sır gibi taşıdım.
Gençliğin baharında zemheriyi yaşadım.
Daha ayaklar henüz değmez İken yere,
Kıymışta ailesi bendeki nazlı yare.
Düğün kurmuş babası, birikmiş akrabası.
Herkes eğlenmedeyken bana düşmüş yâr yası.
Vardım indim düğüne,
Yaslandım yanımdaki akasya kütüğüne...
Dizlerimde derman yok meded akasyadaydı
Tenhadan bakarken ben sevdiğim halaydaydı.
Gelinlik pek yakışmış yaşı henüz on yedi.
Daha ben sevecektim kader bana dur dedi.
Yalnız geldim düğüne görmesinler halimi
Uzaktan seviyorum kendimce Hilal’imi
Sırdaşım akasyaya hıçkırığım bulaştı.
Gönlümden geçen sözler çalgıcıya ulaştı.
"Gelin olmuş gidiyorsun bana veda ediyorsun..." deyince orkestracı
Gözlerimden döktü yaş gönlümdeki kiracı.
Kiracı dedi isem alınma öyle hemen
Sözleşme bitmeyecek bu beden çürümeden..
Döndüm geri yukarı dayanamadı yürek
Akasya kütüğünden ayrıldım titreyerek
Üç beş adım gidince vurdu yüzüme rüzgar
Bu rüzgarda hep matem, matemli bir hâl var.
Sanki ağlıyordu benle birlikte o gün
Diyordu kulağıma nerden çıktı bu düğün
Bilmiyordun ki beni tutmadın bile yas
Senden bana yalnızca hastalık kaldı miras.
..Henüz on beşimdeydim geçerken bir haneden
Başım birden çevrildi seni gördüm aniden
Modaydı o aralar krem rengi boğazlı
Tüylü müylü kazaklar.
Mutfağın penceresinde beyaz bir keklik vardı
Krem rengi kazağı boğazı da pek dardı.
Görünce o kekliği akıl gitti, savruldum
AVCI iken ben deniz bir kekliğe vuruldum.
Yaralı AVCI benim özgür uçan keklik sen
Bu gözler senin için ne yaşlar döktü bilsen
Aynı sınıfta idik yan yana da oturduk
Lakin görmedim seni pencerede vurulduk
İçin için gözlerin bu benliği yakıyor
Erirken AVCI kardeş zaman çabuk akıyor
Hiç sızlar mı insanın tırnağı insan için
Aşkın platoniği herhalde ki bu biçim
Yüreğimde eziklik tırnağımda bir sızı
Unutmadım yıllarca penceredeki kızı
Düğünün de nasipmiş onu da gördü gözler
Platonikti aşkım platonik bu sözler
Sessizliğim başımın kara bir belasıydı
Çarşıdaki o düğün ömrümün selasıydı
Tat tuz bitti hayatta manalar boşa düştü.
Gün o gündü artık yaşamak başa düştü.
Başarısız bir hayat başlamıştı o günden
Yürüyen bir cenaze kaldı çarşıdaki düğünden...
Yıllar geçti aradan şimdi kırklarımdayım
Dört evlada sahip ihtiyar bir babayım
Tavsiyem o ki gençler söyleyin aşkınızı
Platonik aşıklık yalnız yürekte sızı
Sızı kalmasın dersen sen söyle de sözünü
Diler ise dönmesin sana bir an yüzünü
En azından bir daha acısını çekmezsin
Ulaşamazsan yare zaten ekşiydi dersin
İhtimalle yaşarsan geçmişte kalıyorsun
"Keşke" sözcüğünü diline doluyorsun
Sessizlik pişmanlıktır siz sessiz olmayınız
Söyleyin sözünüzü geçmişte kalmayınız
Dinler isen sözümü bu büyük bir nasihat
Nasihi olmayana benden kalsın vasiyet...
İbrahim AVCI
24/12/2023
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.