Burası senin krallığın! Bu vatan bu toprak, Sis ve gölgeyi tanımaz gibiyim seninle. Her yeni gün de büyüyen koy sevda mı böyle Sarayındayım, derya ve denizler hep sen de.
Sen o yüzdüğüm sularsın,o vakur dalgalar, Kaya ve taşlara çağlar gibiyim seninle. Her yeni gece de ışıyan sevdamı böyle Vardığım o menzil, gemi ve evler hep sen de.
Sen yürüdüğüm yollarsın, o dağlar, bayırlar Ateş ve kora umarsız gibiyim seninle. Her yeni gün de doğuran toy sevdamı böyle Geçtiğim köprü kıldan ince sırat, hep sen de.
’Burası benim krallığım’ ! Hanlar var hamamlar. Sur ve kaleden geçilmez gibiyim seninle. Sen her gece o tacımı takar gibi böyle Sarayımdasın, altın ve elmaslar hep ben de…
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şair: Sibel Ayan Şiir: BENİM KRALLIĞIM! Değerlendirildiği Salon: Tahtın Bir Kıtadan Ötekine El Değiştirdiği, Denizlerin Saraya Bağlandığı, Kıldan İnce Köprüden Geçilip Sonunda Tacın Kimin Başında Olduğunun Araştırıldığı Kraliyet Salonu
Sibel Ayan’ın Benim Krallığım! şiiri Andırın Söz Yurdu Yazın Sitesine ulaşınca Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri başlıktaki mülkiyet iddiası üzerine RUSAMER Tapu ve Taht Kadastrosunu göreve çağırdı. Kafası patlak, fikri şaplak sakinlerimizden Tahtçı Temel, ilk kıtadaki Burası senin krallığın, son kıtadaki Burası benim krallığım ifadelerini görünce hükümdarın kim olduğunu belirleyemedi. Dosya incelendikçe anlaşıldı ki ortada paylaşılacak bir memleketten ziyade, iki kişinin birbirinin ülkesine dönüştüğü bir aşk var. Kalburabastî Efendi de kadastro çalışmasını durdurdu: Evladım, burada sınır çizemezsin; denizi onda, sarayı bunda, tacı ötekinde bırakmışlar.
Hacı Ahmet Ağa Köşesi
İlk kıta Hacı Ahmet Ağa Köşesine vardığında Haritacı Hamit, Burası senin krallığın! Bu vatan bu toprak dizesini sınır taşı kabul etti. Şair aşkı kişisel duygudan çıkarıp vatan, toprak, saray, derya, deniz üzerinden geniş bir coğrafyaya yayıyor. Sis ve gölgeyi tanımaz gibiyim seninle sevilen kişinin karanlığı dağıtması düşüncesini taşıyor. Ancak Her yeni gün de büyüyen koy sevda mı böyle dizesi ciddi biçimde takılıyor. Buradaki koy sözcüğü yazım yanlışı değilse anlam belirsiz. Ayrıca gün de yerine bağlama göre günde, sevda mı yerine kastedilen anlama göre sevdamı ihtimali mutlaka kontrol edilmeli.
Sibel Orçan Köşesi
İkinci kıta Sibel Orçan Köşesine ulaşınca Kaptan Kâmil deniz trafiğini devraldı. Sen o yüzdüğüm sularsın, o vakur dalgalar güzel bir doğrudanlık taşıyor. Sevgili artık denizin yanında değildir; denizin kendisidir. Kaya ve taşlara çağlar gibiyim seninle ifadesinde ise özne ve hareket bulanıklaşıyor. Çağlayan şey su olduğuna göre görüntünün biraz berraklaştırılması gerekir. Vardığım o menzil, gemi ve evler hep sen de düşüncesi güzel olmakla birlikte yazımda sende olmalı. Ayrı yazıldığında anlam, sen de yani sen de ayrıca yönüne kayıyor.
Âşık İslami – Yusuf Eynallı Köşesi
Üçüncü kıta Âşık İslami Köşesine vardığında Köprücü Kerim, yolları, dağları ve bayırları kontrol ettikten sonra Geçtiğim köprü kıldan ince sırat, hep sen de dizesinde durdu. Şiirin burada dünyevî krallık imgesiyle dinî Sırat imgesini buluşturması dikkat çekici. Aşk artık yalnız denizlerde yüzmek değil, tehlikeli bir geçiş hâline geliyor. Ancak Ateş ve kora umarsız gibiyim seninle ifadesinde umarsız sözcüğü amaçlanan anlamı tam taşımıyor. Her yeni gün de doğuran toy sevdamı böyle dizesi de sözdizimi bakımından sorunlu. Toy sevda güzel bir imkân taşıyor ama cümle yeniden kurulmalı.
Ozan Delibal – Celil Çınkır Köşesi
Son kıta Ozan Delibal Köşesine ulaştığında Taç Muhafızı Turgut, şiirin başlangıçtaki hükmünün tersine döndüğünü fark etti: Önce Burası senin krallığın, şimdi Burası benim krallığım. İşte şiirin en ilginç yapısal hareketi burada. Ardından Sen her gece o tacımı takar gibi böyle / Sarayımdasın, altın ve elmaslar hep ben de geliyor. Sevgili krallığın sahibi olmaktan çıkıp sarayın içine yerleşiyor; anlatıcı da tacı geri alıyor. Fakat tacımı takar ifadesinde kimin kime taç taktığı belirsiz. hep ben de de burada büyük ihtimalle hep bende olmalı. Taç Muhafızı Turgut tacın sahibini belirlemeye çalışınca Kalburabastî Efendi meseleyi kapattı: Taht kavgası çıkarmayın evladım; şiirde zaten iki taraf da birbirini fethetmiş.
KALBURABASTÎ EFENDİ’NİN DEĞERLENDİRMESİ
Sibel Ayan’ın BENİM KRALLIĞIM! şiirinin en belirgin özelliği, aşkı baştan sona krallık ve yolculuk metaforları içerisinde kurması. Vatan, toprak, saray, deniz, dalga, gemi, yol, dağ, köprü, Sırat, han, hamam, sur, kale, taç, altın ve elmas aynı büyük hayal alanının parçaları. Bu bakımdan şiirin kendi dünyası var.
Dört kıtanın her birinde seninle ve hep sende/bende çevresinde kurulan paralel yapı da şiire bütünlük sağlıyor. En dikkate değer düşünce ise ilk kıtadaki senin krallığın ile son kıtadaki benim krallığım arasındaki dönüşüm. Bu bilinçliyse şiirin anahtarı burada: Aşkın başlangıcında insan karşısındakinin ülkesine giriyor; sonunda onun kendi sarayının içinde olduğunu fark ediyor.
Ancak şiirin ciddi bir dil ve redaksiyon ihtiyacı var. gün de/günde, gece de/gecede, sen de/sende, ben de/bende ayrımları anlamı doğrudan değiştiriyor. Her yeni gün de büyüyen koy sevda mı böyle, Her yeni gün de doğuran toy sevdamı böyle, Kaya ve taşlara çağlar gibiyim gibi dizeler de yalnız noktalama meselesi değil; anlam bakımından yeniden kurulmayı gerektiriyor.
Bir başka mesele imge yoğunluğu. Şair dört kıtaya neredeyse bir krallığın bütün envanterini yerleştirmiş. Birkaç unsur çıkarılıp özellikle krallık–taç–saray ekseni kuvvetlendirilirse şiirin adıyla gövdesi arasındaki bağ daha güçlü olur.
Andırın Söz Yurdu Yazın Sitesindeki inceleme sonunda Haritacı Hamit sınır taşlarını toplamış, Kaptan Kâmil gemiyi limana çekmiş, Köprücü Kerim Sırat Köprüsü için ruhsat vermeye yetkisi olmadığını bildirmiş, Taç Muhafızı Turgut ise tacı kime teslim edeceğini sorunca Kalburabastî Efendi son hükmünü vermiştir: Aşkta krallık kuranların en büyük yanılgısı tahtın tek kişilik olduğunu sanmalarıdır.
Sevda bazen birini kendi ülkemize almak değil, onun varlığıyla içimizde yeni bir ülke kurulduğunu fark etmektir.
Aşkın gerçek tacı başa takılmaz; insan sevdiğini gönlünün hükümdarı yaptığında görünmeden parlar.
Özün sözü budur. Vesselam.
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri Celil ÇINKIR Nam-ı Diğer Delibal
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.