1
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
666
Okunma
BEŞİKDÜZÜ GÜNLERI
Yusuf Yılmaz
Perşembe Besikdüzü’nun pazarı
Sabahın Seher vaktinde
Sergilerini itinayla yerleştirir köylü kadınları
Yeşilden yeşile beyazdan beyaza
Yok yoktur
Besikdüzünde perşembe sabahları...
Bayram yaklaşırken yabancılar sorar:
Yobal’da Delikli Taş nerede?
Denizi gösterir bir çocuğun bakışlari
Çeker seni kendine
Yoboluun altın ışıkları.
Ondokuz mayıs bayramları
Beşikdüzü’nde bi r başkadır.
Dillere destandır
Allı pullu nakışlı giysileriyle
Ağasar kızları.
Mayıs yedisinde
İnekler süslenir denizde yıkanır
Kiminin adı aşkar kimininki nazlı
Kimisi sarı
Bir dağ vardır yanibaşinda
Beşik gibi sallanır
Kurbağalı dereden hoş bir ses gelir
Çınlatır kulakları.
Güneşin batışınıa yakin
Deniz yavaş yavaş kızarmaya başlar
Insanı sahile çeker
Hoş sohbetler bekler
Kol kola gezen emeklileri.
Eylül ayı gurbete göç vaktidir
Garajın önü ana baba günüdür
Fındık çuvalları, ekmek somunları
Otobüse sığmaz turşu kapları.
Bağırıp cağıranlar
Aceleyle bir birine sarılanlar
Hüzünle vedalaşanlar
Açılıp örtülen otobüs kapıları.
Daha dün Fikret Ağabeyi,
Zeki Ağabeyi buradan uğurlamıstik İstanbul’a
Şimdi biri Bayırköy tepesinde
Biri vardallı mezarlığında yatmakta
Gözümüzden hiç gitmez hatıraları.
Telefonda bir ses:
--Çay benden Anıt Parkta bekleniyorsun.
Aynı kaderi paylaşan dostlar,
Nasıl da birbirlerini yakalıyorlar
Geceleyin doğan , sabah kaybolan
Yıldızlar gibisin
Besikdüzü günleri...
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.