8
Yorum
20
Beğeni
0,0
Puan
780
Okunma
“Allah çocuk edindi” dediler.
Hâşa O, böyle şeylerden pak ve uzaktır.
Doğrusu göklerde ve yerde ne varsa
hepsi O’nun’dur.
Hepsi de O’na saygıyla boyun eğmiştir. (1)
O, gökleri ve yeri yoktan,
önünde hiçbir örnek olmadan
ve benzersiz bir biçimde yaratandır.
Bir şeyi yaratmak isteğince,
sadece “ol!” der,
o da hemen oluverir. (2)
Hepinizin ilâhı,
tek ilâh olan Allah’tır.
O’ndan başka ilâh yoktur.
O, Rahmân ve Rahîm’dir. (3)
Buna rağmen öyle insanlar var ki,
Allah’tan başka varlıkları O’na denk tutar da,
Allah’ı sever gibi onları severler.
Gerçek mü’minlerin Allah’a olan sevgileri ise,
her şeyden daha sağlam ve daha kuvvetlidir.
Keşke o zulmedenler,
azabı gördüklerinde anlayacakları gibi,
şimdiden bütün kuvvetin Allah’a ait olduğunu
ve Allah’ın, azabı gerçekten çok şiddetli
bir zat olduğunu anlasalardı! (4)
Allah ki,
O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur.
O, ebedî diridir.
Varlığı kendinden olup bütün kâinatı yönetendir.
O’nu ne bir uyuklama
ne de bir uyku yakalayabilir.
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur.
İzni olmadan O’nun huzurunda
kim kalkıp da şefaat edebilir?
O, kullarının geleceğini de bilir, geçmişini de.
Kullar ise, dilediği dışında
O’nun ilminden hiçbir şeyi kavrayamazlar.
O’nun kürsüsü,
gökleri ve yeri kuşatmıştır.
Dolayısıyla her ikisini de koruyup gözetmek
O’na asla ağır gelmez.
En yüce ve en büyük yalnız O’dur. (5)
Allah ki,
O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur.
O, ebedî diridir.
Varlığı kendinden olup
bütün kâinatı yönetendir. (6)
O Allah ki,
ne yerdeki bir şey O’na gizli kalabilir,
ne de gökteki bir şey. (7)
Sizi rahimlerde dilediği gibi şekillendiren de Allah’tır.
O’ndan başka ilâh yoktur.
O, kudreti dâimâ üstün gelen,
her hükmü ve işi hikmetli ve sağlam olandır. (8)
Allah, adâleti ayakta tutarak,
kendisinden başka hiçbir ilâhın olmadığına bizzat şâhittir.
Ayrıca bütün melekler
ve kendilerine ilim verilmiş olanlar da
tam bir doğruluk, adâlet ve hakkâniyet içinde
aynı gerçeğe şâhittirler.
Evet,
O’ndan başka bir ilâh yoktur.
O, kudreti dâimâ üstün gelen,
her hükmü ve işi hikmetli ve sağlam olandır. (9)
Allah,
kendisine şirk koşulmasını kesinlikle bağışlamaz.
Bunun altındaki günahları ise dilediği kimse için affeder.
Kim Allah’a şirk koşarsa,
hiç şüphesiz korkunç bir iftirada bulunmuş,
pek büyük bir günah işlemiş olur. (10)
Bakmaz mısın,
şu kendilerini temize çıkarıp duranlara?
Oysa Allah dilediğini temize çıkarır
ve hiç kimseye kıl kadar olsun
haksızlık edilmez. (11)
Şüphesiz Allah,
kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz.
Ama dilediği kimselerin
bunun dışındaki günahlarını bağışlar.
Artık kim Allah’a şirk koşarsa,
doğru yoldan çok uzak
bir sapıklığa düşmüş olur. (12)
“Allah, Meryem oğlu Mesîh’tir” diyenler
kesinlikle kâfir olmuşlardır.
Onlara şöyle de:
“Şayet Allah Meryem oğlu Mesîh’i,
annesini ve yeryüzünde bulunan herkesi
helâk etmek istese,
O’na kim engel olabilir?”
Göklerin, yerin
ve aralarında bulunan her şeyin
mülkiyeti ve hâkimiyeti Allah’ındır.
O, dilediğini yaratır.
Çünkü Allah’ın her şeye gücü yeter. (13)
“Allah, ancak Meryem oğlu Mesih’tir” diyenler
kesinlikle kâfir olmuşlardır.
Halbuki Mesih onlara şöyle demişti:
“Ey İsrâiloğulları!
Benim de sizin de Rabbiniz olan Allah’a
kulluk edin.
Şunu bilin ki,
kim Allah’a şirk koşarsa,
Allah ona cenneti haram kılmıştır
ve onun varacağı yer ateştir.
O gün zâlimler için hiçbir yardımcı da yoktur.
“Allah, üçün üçüncüsüdür” diyenler de
hiç şüphesiz kâfir olmuşlardır.
Halbuki tek olan ilâhtan başka hiçbir ilâh yoktur.
Eğer söyleyegeldikleri bu iddiadan vazgeçmezlerse,
onlardan inkâra saplananlara
pek acıklı bir azap dokunacaktır. (14)
Öyleyse,
hâla samimi bir tevbe ile Allah’a dönüp,
O’ndan kendilerini bağışlamasını istemeyecekler mi?
Allah çok bağışlayıcıdır,
engin merhamet sahibidir. (15)
Meryem oğlu Mesih ancak bir peygamberdir.
Ondan önce de nice peygamberler gelip geçti.
Annesi de doğru sözlü,
iffetli ve dürüst bir kadındı.
İkisi de diğer insanlar gibi yemek yerlerdi.
Bak, biz onlara gerçekleri delilleriyle nasıl açıklıyoruz,
ama gel gör ki onlar,
belli tesirler altında nasıl da akılları çelinip,
bâtıl sevdalar peşinde
koşturup duruyorlar. (16)
Onlara şöyle de:
“Allah’ı bırakıp da
size ne bir zarar
ne de bir fayda vermeye gücü yetmeyen şeylere mi
kulluk ediyorsunuz?”
Allah, her şeyi hakkiyle işiten
ve kemâliyle bilendir. (17)
De ki:
“Ey Ehl-i kitap!
Dininizde gerçeğin sınırlarından taşarak
aşırılıklara düşmeyin.
Daha önce kendileri saptığı gibi,
pek çoklarını da saptırmış ve hâlâ da
düz yoldan sapmaya devam eden bir topluluğun
arzularına uymayın. (18)
Allah hakkında yalan uyduran
veya O’nun âyetlerini yalanlayandan
daha zâlim kim olabilir?
Şüphe yok ki zâlimler
kurtuluşa eremezler. (19)
Kıyâmet günü onları bir araya toplayacağız,
sonra da Allah’a ortak koşanlara:
“Hani nerede o, Allah’a ortak saydıklarınız?”
diye soracağız. (20)
Bunun üzerine onların:
“Rabbimiz Allah’a yemin olsun ki,
biz O’na asla ortak falan koşmuş değiliz”
demekten başka
bir çareleri olmayacak. (21)
Şunlara bak,
hâlâ yalan söyleyip,
hem de kendi kendilerini yalanlıyorlar!
Dünyada iken uydurdukları sahte tanrılar da
onları nasıl yüzüstü bırakıp görünmez oluverdi(22)
Rasûlüm, onlara şunu söyle:
“Allah’ı bırakıp da
taptığınız şeylere kulluk etmem
bana kesinlikle yasaklanmıştır.”
De ki:
“Ben sizin çarpık isteklerinize,
asılsız görüşlerinize asla uyacak değilim.
Eğer uyarsam o zaman sapıklığa düşer,
doğru yolda gidenlerden olamam!” (23)
Kavmi İbrâhim’le tartışmaya girişti.
İbrâhim onlara şunları söyledi:
“Şimdi siz benimle Allah hakkında mı tartışıyorsunuz?
Oysa Allah beni doğru yola iletmiş bulunuyor.
Ben,
sizin Allah’a ortak koştuğunuz şeylerden korkmam.
Çünkü ben inanıyorum ki,
Rabbimin izni ve iradesi olmadan
hiçbir varlık bana zarar veremez.
Rabbimin ilmi her şeyi kuşatmıştır.
Hiç düşünüp öğüt almaz mısınız?” (24)
“Hem siz, kendilerine tapılacağına dair
Allah’ın hiç bir delil göndermediği putları
O’na ortak koşmaktan korkmuyorsunuz da,
ben sizin ortak koştuğunuz şeylerden ne diye korkacakmışım?
O halde,
bilginiz varsa söyleyin bakalım:
İki taraftan hangisi güven içinde olmaya lâyıktır?” (25)
(1) Bakara / 116. Ayet (2) Bakara / 117. Ayet (3) Bakara / 163. Ayet
(4) Bakara / 165. Ayet (5) Bakara / 255. Ayet (6) Âl-i İmrân / 2. Ayet
(7) Âl-i İmrân / 5. Ayet (8) Âl-i İmrân / 6. Ayet (9) Âl-i İmrân / 18. Ayet
(10) Nisâ / 48. Ayet (11) Nisâ / 49. Ayet (12) Nisâ / 116. Ayet
(13) Mâide / 17. Ayet (14) Mâide / 72. Ayet (15) Mâide / 73. Ayet
(16) Mâide / 74. Ayet (17) Mâide / 75. Ayet (18) Mâide / 76. Ayet
(19) Mâide / 77. Ayet (20) En’âm / 21. Ayet (21) En’âm / 22. Ayet
(22) En’âm / 23. Ayet (23) En’âm / 24. Ayet (24) En’âm / 56. Ayet
(25) En’âm / 80. Ayet (26) En’âm / 81. Ayet