1
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
573
Okunma
Sahi, en çok değeri ne zaman alır insan ömrü?
eşitliğin orta yerine düşen ekside mi?
Yoksa çarpanların çokluğunda mı?
Yarının hep muamma olduğu,
an denilen şeyin ise binlerce kriterinin ve alternatifinin varsayıldığı bir yaşam sürecinde
kimin payına en çok mutluluk düşebilir?
Kürt Rojda’nın mı sevincini çalıyordu denklemler?
Laz Filiz’in mi?
Çerkes olan Deniz’in mi gözyaşları değerliydi?
yoksa Ermeni olan Azra’nın mı?
Kim belirliyordu A’nın 1 ettiğini
ve B’nin karesinin 2 ile çarpımının özgürlüğü getireceğini...
Bitmiyor şu yolculuk içindeki sorular ve matematiğin kutsal işbirliği...
İnsanlara bakınca kümeler gelir aklıma,
A kesişim B olsa ve doğan çocuklar hayatın alt kümesi olup bütün kümeleri gezse mesela...
Ya da A birleşim B olsa sınırları kalksa dünyanın
herkes aynı kümenin elemanı olsa
sarılsa kucak kucağa...
A hep B’den farklı olsa da
bunu ne A bilse ne de B
onlar sadece ait oldukları kabı doldurup
sevgi olarak dışarı taşsa mesela...
Ve düşlerin karekökünü alıp
dışarıya kabul görmüş dilekler olarak aktararak,
denklemi anlamsız kılsak.
Gitsek mesela C noktasına 120km hız ile
ve A noktası sabit kalsa
gelmese ardımız sıra.
B noktası da olmasa burada ve arabanın benzini 90km sabit hızda 5 litre yaksa
hayallerimi gerçekleştirdim demeye yetse biriktirilmiş umutlar...
Hayat her zaman denklem ve sorular ile var
ve seçenekleri de hazır.
A’ ya vereceğiniz değer değişse
B değişecek ve B’ nin ulaştığı yerde
belki C olmayacak
ama sen
Eşitliğin diğer tarafında karşılaştığın şeyin
A’dan yani seçiminden kaynaklı olduğunu bilip
üzülmeyeceksin mesela.
Silgin her zaman var olacak,
silip A’nın değerini
kendi ederin ve yaşayabileceğin tepki kuvvetine uygun değerler verip
tekrar tekrar deneyeceksin
problemin çözümünü.
Üç yanlış bir doğruyu götürmeyecek
çünkü hayatın yanlışı ve doğrusu yok sadece kendisi var diyeceksin
Ve inadına gülümseyeceksin tüm seçeneklere
Sonrada sarılıp kendine, gideceksin hiçbir kümeye hesap vermeden
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.