52
Yorum
4
Beğeni
0,0
Puan
2471
Okunma

Gönlümü dondurmazdım büyük sözü dinleyip
Kışlarda mı kalırdım yazın sırrına ersem ?
Tanburu titretirdim, ney olurdum inleyip
Yâr nefesi solurdum sazın sırrına ersem...
Yalana meyletmezdim hep doğruyu söylerdim
Her ânımda Mevlâ`nın adını zikreylerdim
Hırsıma düşman olur şükrüme şükreylerdim
Belki çoğu bulurdum azın sırrına ersem...
Konuşunca dinletir, yazınca okuturdum
Sevda şarkılarıyla âlemi şakıtırdım
Dikene göğsü yaslar kanımı akıtırdım
Güle bülbül olurdum nazın sırrına ersem...
Üşenmez sevdam için yedi dağı aşardım
Kadir kıymet bilenin eşiğine düşerdim
Yunus ile bir olur hamken yanar, pişerdim
Kor ateşte kalırdım közün sırrına ersem...
Aşk ırmağı arardım gönülden gönle akan
Sevgisiyle yoğurup hâlden hâllere sokan
Görseydim ferâsetle, Hakkın nuruyla bakan
Bir nazarla ölürdüm gözün sırrına ersem...
Ne şeytanla ne de kör nefsimle dalaşırdım
Gündüz yerde geceler semada dolaşırdım
Her zerreden Esmâyı-Hüsnâya ulaşırdım
Binden bire gelirdim özün sırrına ersem...
Hayatın düğümünü ben çözdüm der miydim hiç ?
Nefretin mezarını ben kazdım der miydim hiç ?
Bunca yazdırılana ben yazdım der miydim hiç ?
Ben haddimi bilirdim sözün sırrına ersem...