3
Yorum
23
Beğeni
5,0
Puan
480
Okunma
Bilmem nasip hangi élde
Kader bir harita elde
Dolaşırım belde belde
Yaşıyorum düşe kalka
Gönlüm ambar, elim kasa
Varı yoğu etmem tasa
Menzil uzak ömür kısa
Koşuyorum düşe kalka
Mevlâ’yı leyl ve naharda
Zikrettim soğukta harda
Irmak gibi ilkbaharda
Coşuyorum düşe kalka
Nefsimle ettiğim bu harp
Kâh vurur kâh yerim bir darp
Dağlar yüce kayalar sarp
Aşıyorum düşe kalka
Tâkat bitti, sesim boğuk
Garibin yuvası koğuk
Gündüz serin gece soğuk
Üşüyorum düşe kalka
Seksendört yıl geçti dolu
Desin bir Allah’ın kulu
Nasıl katettin bu yolu
Şaşıyorum düşe kalka
Bu dünyanın tamâhını
Bir ömrün âh-u-vâhını
Bunca suç ve günâhını
Taşıyorum düşe kalka
Bir sevdaya saldım merak
Savruldum sıladan ırak
Dertli başım döndü çorak
Kaşıyorum düşe kalka
Yollar bitmez yolcu bıkar
Yavrular burnunda kokar
Gurbet ateşi pek yakar
Pişiyorum düşe kalka
Âdemoğlu hazar ister
Mevlâ’sından nazar ister
Garip göçmüş mezar ister
Eşiyorum düşe kalka
İdris Esen, Eylül, 2014, Erenköy
leyl ve nahar: gece gündüz
har: sıcak /hazar: barış, güven
nazar: bakış, görme
râh-ı tövbe: tövbe yolu
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.