5
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1605
Okunma
Boynun ince dal gibi
Düşmüş yanına
Tertemiz giyinmişsin
Yüzün sarı
Kucağında mayıs gülleri
Hazırlanmışsın yolculuğuna
Ölüler kentine gidiyorsun
Akan suyun sesine benzer suskunluğun
Kavağın gövdesindeki su
Yürüdü toprağın çatlağına
Taşın gözünden düştü iki damla
Ben durdum taştan daha çaresiz
Sözcüklerimi arıyorum ceplerimde
Elime değen yokluğun ağır sızısı
Akan suyun sesine benzer suskunluğun
Dar vakitlerin sevdasıydı bizim ki
Bilemedim acılara açılan yaralarını
Şimdi suskunsun gözlerin kapalı
Vakit ne kadar geniş oysa
Mayıs güllerini toplayabilirdik
Ceplerimizde ilkyaz yemişleri
Ağzımız karanfil kokulu
Dokunabilirdi ellerimiz ellerimize
Akan suyun sesine benzer suskunluğun
Sen ey yağmur!
Yüzünü yıka güneşle
Kutsal bir ritüele davetlisin
Ağlamamak için geleceksin
Vedamız ellerimizde kanayacak
Ah bir dilimi bulabilsem ağzımda
Birkaç veda sözcüğü mırıldansam…
Suskunluğun sesimde çınladı…
Nuray Çevirmen
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.