1
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
512
Okunma

ve kaç ülkenin duvarı eder diye ısrarla evimi bölüyorlar
ekmeğimi bölüyorlar kirli elleriyle
yatağımın gövdesini bölüyorlar
masanın üstünde infaza arşa eden şiirlerin ayak sesleri marşlar eşliğinde
zihnimi zincirlerle dövüyorlar
Saat on iki beş geçe
evim kor alevlerle çevirili
içi dışıma kaçmış
kağıttan bir ev
oturma odası italik alfabeyle örgülü
her kelimesi çözüldükçe
kokuşmuş ruhların ağzında bir mezar kazıcısı oluyorum
hoyrat rüzgarlar siniyor sinemin bel kemiğime işlediği yırtıkta
düşüyorum
düşüyorum
düşüyorum
kuş ağzında aylak bir yola
çatlak koridor’la merdiven arasında
hayat kokan nefesimde doğmamış çocuğumun
gülüşleri kalıyor
ağıt çoğalıyor insan kalmadığı yerde...
Ümit Kaya
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.