8
Yorum
21
Beğeni
0,0
Puan
425
Okunma
Ne yaptın giderken
Yoksun ya şimdi.
Geçmişi yanında mı götürdün?
Bir avuç kara yazgı bıraktın bir de kahkahanı
Subaşının hayat dersi veren kılıcından damlayan diyet kanı gibi,
Her damlası alnıma vuran
Ömürlük vefasızlık ile tek arkadaşı yalnızlığım
Yelesinde kuruyan çamura bulanmış yüklü günahlar var elde kalan.
Öyküsü ne deme!
Fırlamış cesedin havada parçalanmadan kendini görmesi sanki.
Yok oluş!
Hiçlikten öncesi yani.
Dünyadan kopuş yansıması.
Dualardan geri dönmeyi bekleyen tüketilmiş nefessin
Günah öldürürken hayatı tüketen harcanmış bedensin.
Sen giderken ne yaptın?
Nereye dokundun da nefesi kesik
Kan çanağı gözler bıraktın
Kaç alem değiştirdim sessizce. kaç!
Yüreğimin son neferini de yanında alıp, savunmasız gönül erini yalnız bırakıp.
Rüzgarından fırtına çıkaran ruhuma dolanan gülüşünü verseydin bari
Hiç yoksa
Bıraksaydın bir nebze kahkahandan
Odanda kalan sıcaklığını,
Lavantanın kıskandığı tenindeki kokunu,
Birini bıraksaydın anılara,
Kendini tazelesin diye
Duvarlar
Üstüme gelirken gökyüzüne kaçan anılar
Odanda pencerenin pervazına tutunan müstehcen gülüşün kalmış sadece.
Köşelere çarpan tebessümün ardında çıplak kalan günahlar saklanıyor şimdi.
Ne tarafa baksam çıplak yürüyüşü cesedin, yanında fettansı bakışın kalmış.
İzlerde günahının eserleri var,
Ardı sıra dudağından akan öpücüğün
kan kırmızı yere düşen hayali.
Dalga dalga lepiskaların kaldı
Yarı çıplak sulanmış kasımpatı
Bakmaya doymayan morluklar
Rengini ölümden almış karanfilin
Yanında menekşeler begonyalar
Ölüm çağırdığında bile kavgasını yapan sen, kendinden kaçıp yalnızlıklara mı bıraktın şuh kahkahanı?
Ya ben!
Hani birlikte ölecektik
Hani Eros’un vurmadığı kalbini parçalayıp duvara asacaktın.
Nefessiz bıraktın
Astığın da anılardaki hezeyanın