10
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1688
Okunma
Hayat mor salkım çağı ölüm ayrık otu ardıçlık
Her dokunuş felaketidir yelkovanın
—Arsız bu akrep…
Bu dağdan daha alçak tepeyedir yolculuk
Topukları nasır tutmuş bu dağın
Bırakın dinlensin kafası karışıyor bulutun
Dinlesin yüzünü kıyısı çekilmiş denizime yaslasın
Görsün zifirimdeki aydınlığı
Körpeler suya dursun alacada
Kana kansınlar biraz
Bin yıllardan beri uyuyan
Bu devrik zaman
İnsan leşi
Hazan sarısı düşler...
Düşe kalka yürüyen
Beynimin içinde kıvrılan çelişki
Ve kolumda uyuyan hırs
—Tutunacak bir ay bulun
Düştü düşecek yoksa ağzıma
Kusur ürete ürete dilim…
Hayat kavga istiyor
Ben barış bekliyorum, güneyimden başlayan
Daha güneyine atlas’ın
İçsel çöküşüne tanık olduğum hayat
Kimsenindir biliyorum
Kimseye kalacağı yok
Sahiplen diyor ağzım, şiltesi oluyor dilim
Hile karıştırmış akasyalar
Yoksa solmazdı bu denli gülüm
Kadınsı bir yanı var belli ki
Kahpe hallaç pamuğu zamanın
Kahpeliği soysuzluğundan değil
Mevsimine acımadığından geliyor.
Suratsız birazda yedi düvelden
Yezidilerden bu yana asık birazda
—Yanık demek istedim belki de
Kökleri cilve görmemiş bu zamane toprakların
Haydi, aşk diye bağıran yanımı içireyim sana az
Gözün insanlık görsün
Memeyi nasıl emer yedi cet
Bir oğul nasıl büyür/ölür
Anlarsın uzak kıtadadır felaket.
Sefaletin yazısı sen turası koynundaki yılan
Soluk işitilmiyor
Küfrü de bıraktım
Anlayamaman bundandır.
Gölgen duvağın şimdi senin
Haydi,
Daya uygarlık, daya gölgene başını…
Hayat kavga istiyor
Ben adalet, ismim gibi aklımda
İsmim takılmayı unutulmamış
Acele edilmiş yalnızca gün eğertisinden
Eksiklik yok özünde
Cılkını çıkarıyor bu yüzden ardım
Yetişmeye çalışan gölgemin
Bir zencefil kalıbı bazen zaman
Her şeyin azala çoğala tükenmesi
Sözün bir anda değişmesi
Belli ki ölümde bir çelişki
Haydi, ölümü prova edelim şimdi
Fırtınaya metres korkak bakışlarımız
Cellât
Şu boynu cılız
Ufak tefek fesleğenlerse
Ölü…
Temmuz 2008 Erdoğan Ateş