3
Yorum
13
Beğeni
0,0
Puan
3659
Okunma
Yalnızlığa çıktım bu gece,
ellerim başımın üstünde,
çocuk gibi ağladım.
Parmaklarımı gözlerime iliştirdim,
yağmurunu sildim yüzümden.
Seni değil,
yokluğunu unutmaya çalıştım.
Sonra sustum.
Öyle bir sustum ki
odadaki saat bile
tik taklarını ayıp saydı.
Masanın üzerinde bir saksı çiçeği,
benden daha sabırlı.
Yaprakları hâlâ yeşil,
oysa ben
sen gideli biraz sonbaharım.
Düşüncelerimin pınarında
yüzüyor eski günlerin.
Ben de kâğıtlara sarılıp
biraz gözyaşı dökmeliyim.
Kalemin mürekkebi değmeli
isyanıma,
yangınıma,
içimde senden kalan
o küçük yangın yerine.
Saatler geçiyor;
bir ırmak gibi,
kimse dönüp bakmıyor.
Ben bekliyorum.
Sokağın karanlığı
odamın duvarlarına çıkıyor.
Senin resmini
sessizliğimin içine kazıyorum.
Bir de efkâr var,
oturmuş yanı başıma;
sanki seni benden iyi tanıyor.
Sisli havaya çıktım bugün.
Dumanın içinde yüzünü aradım.
Sonra kendi ellerimle
öldürdüm yüzünü zihnimde.
Teninin kokusunu
bir yudum daha içtim içimden.
Özlemini içtim.
Unutmak için değil;
belki biraz daha
seni hissedebilmek için.
Tanıştığımız ilk gün
hatırımda hâlâ.
Utancın vardı gözlerinde,
benimse söyleyemediğim
bir sürü cümle.
Bakışlarımız
birbirine tenezzül etti önce;
sonra aşk,
usulca oturdu aramıza.
Gülüşün naifti.
Kalbin,
nefesinin içinde
sessizce konuşuyordu.
İkimiz de biliyorduk:
Bir gün
tutuşacaktık.
Şimdi
aklımdasın,
fikrimdesin.
Ve kaderin çizgisinde
bana verilmiş
en güzel hediyesin.
Ben seni
bütün bu yalnızlığın içinde
tek bir cümleyle anıyorum:
Sevdiğim kadın.
Taha Bilal Mustafa Kekeç
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.