5
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1108
Okunma
Islanmıyordu,
Ruhani’ydi sanki o !
Gök delicesine yağmur,
Sular köpüğümsü, azgın.
Gözlerimle kestirebildiğim kadar,
Çalışıyordu bir adam taa uzakta.
Eşeleniyor toprak, inip kalktıkça kazma..
Düşünüyorum ya hasta olursa;
Desem yağmur dinsin de sonra yap baba,
Korkuyorum ya derse ki bana:
-Ah evlât bilmem tanrı mı geldi gazaba,
Kavruldu toprak kalmadı hasat,
Son ümidimiz şu kökten fırlayacaklar da,
O da Üç – beş ay sonrasına..
Ben pencere kenarında rahat divanda,
O bizsiz uzakta,
Kasvetli çamur deryası tarlada.
Eşer de eşer toprağı.
Su toplansın , kavruk fide uyansın…
Gördüm yine bugün yol tamiratında,
Çalışıyor durmadan bir kürek, bir kazma..
Ben kahve de buzlu gazoz elimde,
O patlamış lağımların başında.
Kavurucu, öğlen – sıcağında.
Derdi çoktu, susuyordu yokmuşçasına,
Yemin edercesine birgün hınç alacağına..
Ruhani’ydi sanki o,
Tastamamen bir baba..
Çalışıyordu yalnız başına,
Hiç yorulmamacasına,
Ev, evlat ve eş nafakasına.
23.mart.1971, Cuma
Antakya
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.