0
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
1098
Okunma
Cahit gir içeri
Seviyorsun bu ezgileri değil mi ?
Evet paşam
Kars üzeri istikametimiz doğruysa eğer
Sevdamızı bu yıkık sigara dumanına boğup
Gidecek miyiz ?
Durduk düşündük milyon kez sancağı
Sedd’ül-Bahirden ağır aksak çıkarken
Miadı doldu gözlerimizin artık demiştik
Fakat inancımız tam şükürler olsun
Galip eyledi Rabbimiz bizi...
belki bir daha geri dönmeyerek
En güzel şarkıyı çizdik seninle
Düşünsene bundan tam yüz yıl sonra
Senin torunların sana şiir yazacak
Evet paşam
Fakat şu köşede duran Mehmet ?
Onun şiirini kim yazacak
Derin bir his içinde uykusuz kışlalara selam duruk
Alnımızda vatanın hudutları duruyordu sanki
Yazın kışın baharın güzün devasa bir heyüla !
Ah sevdası büyük yiğitler
Alparslan ve niceleri
Hepsi benim dedemin birer komutanı gibiydi
Dün gece Erzurum üzeri yola koyuldu bedenim
Soğuktan düşen bir yaprak tanesi gibi
Ellerimde Hz. İbrahim’e koşan karıncalar vardı
Ağladım durdum
Derince ve yiğitçe düşündüm
Dedemin düştüğü yerdeydim....
Kanlı bir pusudan kalan mavzer içinde
Baruttan nem alan
Sevdası yok olmuş
Nice Mehmet gördüm
Anneler ağlamıyor artık....
Mataramda bir derin berraklık
Mescid-i Nebevi’den gelen suyla doldu
Yüreğimde bir millet aşkı
Elimde kalem
Isparta sokaklarında bir simit uğruna
Devasa bir dünya çizerdim...
Elimden tutan bir Urfalı öğretmen
Adı Mehmet...
Babamın adı Mehmet...
Dedem Bingöl dağlarında
Son Osmanlı edasıyla yiğitçe çarpışmış
Onun da adı Mehmet...
Nice akşamları göl kıyısında bunları düşünürdüm
Elimde tahta kalem...
Sayılarla oynarken kitabımı okurken
Çayımı içerken
Hep aklımda kalan bir devasa dünya
Vatana hizmet ibadettir
Öğretmenim ben...
Şimdilerde nice evlatlar yetiştiriyorum.
Mesela sen bilecek misin bunu Cahit ?
Sana şiir yazan birini
Peki şurada duran İspartali Mehmet Çavuşu
Hatırlayacak mı acaba evladları ?
Zor paşam...
Yok zor deme
Ölüm en gizli hatıradır...
Sen ölmeye gör
Haklısınız paşam...
Sancılar tuttu ellerimden
Bir tüfenk sesi ile irkildim
Kalkamadım yerimden...
Mehmet Çavuş ?
Nerdeyiz ?
Paşam....
Mehmet Çavuş açılan ateşle şehid düştü...
Cenazesi kaldırıldı kefene konuldu...
Rabbim taksitarını affeylesin
Makamı cennet olsun
Duam odur ki evladlarının başı sağ olsun
Evladları hayr üzre dünyayı inşa’ eylesin
Aminler yükseldi...
Duama bin giz katarak uyandım
Sıcak bir mevsimde
Telefonda amcam
Oğlum İstiklal Madalyamızı aldım
Bu ne büyük gurur ve güzellikti
Sonra ağır bir trene bindim
Gözlerimi bulutlar açtı
Şafak söktü amma
Isparta gözümde dev bir şehir artık...
Yıkıntılar arasında uyandım uyudum ve buldum
Bir dua içinde gizlenmiş bin giz....
Korkularım yoktu şükür...
Her sabah dükkanımızı açardı
Babam Mehmet...
Büyük babası Mehmet
Hep beraber girerdik sanki
O demir kokusu içinde
Kıvılcımlara hayret ederek başlardı
Küçük adımlarım
Esnaflığı sevmeyi orada öğrendim....
Derken Darül’muallimin’i bitirdim...
Adım gibi savaşarak kazandığım tüm sınavları
Başara başara
Şükür ile hayatımı mikyas ederek
Geldim şimdi
Öğrendim dedemden kalan bu sevdayı....
Cahit ! bak görüyor musun
Fatihalar geliyor
-Paşam....
Bu Mehmet Çavuş değil mi ?
-Evet...
Bu peki ?
Evladı... Elinde kalem var ama
Kalemsiz olur mu ? Kılıçla başlayan savaş
Ülkem güzellikler diyarı
Bir nergis gibi çıkagelen
Trenler içinde artık hazan mektupları
Seviyorum her şeyi
Sevdamın Türk kokan ezgilerini
Vakitleri gözlerimde arar dururum
Öğretmenim ben
....
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.