3
Yorum
13
Beğeni
5,0
Puan
832
Okunma
Aceleyle topladım heybemden düşenleri,
Sitem dolu mektubu almayı unutmuşum.
Oysa hiç unutmazdım yaramı deşenleri,
Esen acı poyrazla gözyaşım kurutmuşum.
Ummadığım bir yerden çıktı sınav sorusu;
İhanet mefhumunu açıp da bakmamıştım.
Sana bırakıyorum, hangisiyse doğrusu,
Kaybetmiştim sınavı, kafama takmamıştım.
Kusurunu gizledim, görmedim birçoğunu,
Buna rağmen yine de, bana “müzelik” demiş.
Aşk denilen hissiyat, duygunun en yoğunu;
Aşığın gözleri kör, kulağı sağır imiş.
Emanete riayet böyle mi olmalıydı?..
Sana verdiğim sevgi örselenip atılmış.
Gönülden doğan sevgi sanki orta malıydı;
Yok denecek fiyata, eskiciye satılmış.
Antika sevgilere bir müze kurulsaydı;
Benim ki de geçerdi, hak ettiği bir yere.
Boşa çağlayan gönlüm birazcık durulsaydı;
Heba olup gitmezdi, böyle göz göre, göre.
Müzelik aşk yaşadık, antika değerinde,
Çoğu bunu anlamaz, hafızasına sığmaz.
Eski aşklar özeldi, her şey yerli yerinde,
Çoktan battı o güneş, sanırım daha doğmaz.
Sabri Koca
5.0
100% (9)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.