6
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
1120
Okunma
Nasip bilmem hangi ilde
kader bir harita elde
dolaşırım belde belde
yaşıyorum düşe kalka.
Gönlüm ambar, elim kasa
varı yoğu etmem tasa
menzil uzak ömür kısa
koşuyorum düşe kalka.
Mevlâ’yı leyl ve naharda
zikrettim soğukta harda
ırmak gibi ilkbaharda
coşuyorum düşe kalka.
Kimin salak, kimin solak
Hak söze vermişem kulak
başım yolak, elim çolak
kaşıyorum düşe kalka.
Nefsimle ettiğim bu harp
kâh vurur kâh yerim bir darp
dağlar yüce kayalar sarp
aşıyorum düşe kalka.
Tâkat bitti, sesim boğuk
garibin sarayı koğuk
gündüz serin gece soğuk
üşüyorum düşe kalka.
Seksen sene geçti dolu
desin bir Allah’ın kulu
nasıl kat ettin bu yolu
şaşıyorum düşe kalka.
Bu dünyanın tamâhını
bir ömrün âh-u vâhını,
bunca suç ve günâhımı
taşıyorum düşe kalka.
Yollar bitmez yolcu bıkar
yavrular burnunda kokar
gurbet ateşi pek yakar
pişiyorum düşe kalka.
Ademoğlu hazar ister
Mevlâ’sından nazar ister
garip göçmüş mezar ister
eşiyorum düşe kalka.
İdris ESEN, Erenköy, Eylül, 2014
5.0
100% (5)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.