1
Yorum
14
Beğeni
5,0
Puan
1005
Okunma
hatırlıyorum da,
düşselliğimizin ütopyasına
bombalar yağdırıldığı bir geceydi,
yüzünden yüzüme astığın son gülümseme
ve dudağımın kenarına bıraktığın son buse
gözümüz yaş
dilimiz isyan
kan revan içindeydi savurduğumuz küfürler
sırtlandığımız telaşı saklayacak bir kambur
ve duamıza kulak verecek bir tanrı arıyorduk
bizdik oysa,
güneşi ovalara,
ekmeği açlığa,
suyu kuraklığa bölen
bizdik, umudu fersah fersah denizlere bölen
güvercin kanadına
güneşin değmesiyle uyanırdık
uyandırırdık günü, gökyüzünü
yoksul duvarlarını severdik evimizin
kerpiç dilini severdik masumiyetimizin
isi, dumanı
özgürdü oysa yangınlarımızın
mayınlansa da zincirlerimizdeki esaret
liman liman demir alır,
rotalaşırdık ufkumuzdaki devrimlerimize
hatırlıyorum da
soğuk bir kış günü
dudağımızda eskittiğimiz türküyü tütün niyetine efkarımıza sarıp içmiştik
ve kalemimizin ucundan damla damla eksilen şiirlerimizi
harf harf kimsesizler mezarlığına sessizce gömmüştük
ve yine
yeniden biz, bize ölmüştük….
ilhanaşıcınisanikibinonsekiz
5.0
100% (11)