13
Yorum
15
Beğeni
5,0
Puan
1536
Okunma

Yüzü güneş yanığı, parmaklarında nasır
Yüreğinin yarısı sevdiğine münhasır
Omzunda orak tırpan, elinde sepet hasır
Geçimini topraktan sağlıyordu Karatürk
Hatır, gönül bilirdi, incitmekten kaçardı
Gülerken yanağında menekşeler açardı
Körelmiş zihinlere şerareler saçardı
Engin bilgi selinde çağlıyordu Karatürk
Bu adam benim babam, severdi özveriyle
Fiske vurmazdı ama döverdi sözleriyle
Kızınca kaş altından süzerken gözleriyle
Göğsümü pare, pare dağlıyordu Karatürk
Sen küçük yüreğimde eşi olmayan devdin
Uğrunda yandığını kim bilir nasıl sevdin
Ona kavuşmak için neden bu kadar evdin
Her duaya vuslatı bağlıyordu Karatürk
Bin dokuz yüz yetmiş üç Mayıs’ın yirmi biri
Canının yarısıyla doldurmuştu kabir’i
Aynı sine ruhunu gömerek diri, diri
Her bahar için, için ağlıyordu Karatürk
Sevdasını yok sayıp yıkamadı bendini
Çocukları uğruna feda etti kendini
Tükenmeyen özlemle ecelin kemendini
Uğrun, uğrun niyazla yağlıyordu Karatürk
Otuz bir aralıktı, hava soğuktu yine
On yedi sene sonra kavuştu sevdiğine
Ötesi bilinmeyen iğnenin deliğine
Belki de mutlulukla zağlıyordu Karatürk
Zağlamak :Akıp gitmek.
5.0
100% (14)