0
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
972
Okunma
bilmiyorsun ne dense duysan
boşluk ses geçirmiyor
eşiğe a terkedileni bir bebe ağlasa şimdi
sütü aktı akacak duvar taşıyan omuz
mutlu kurbanlar hep gülümser
o taş keseni sözler gibi
boşluk bu ciğerleri havasızlık
nefes alamıyor ağacın yüksek elleri
kabukları var gözlerin
yosun taslarda üzüm tadı
hatırlat diyorsun göğsüme soğuyup gideni
izleri susmadan ayakların
rüzgardan ödünç alınan
itikadı siyah saçların güneş yüzü
bilmiyorum ben anlatırdım sana
fısıldayan kuyunun çatlayan dudaklara serinliğini
kuş kanadı gelenlerin
titrettiğini toprağın yüreğini nasıl
dar boğazlar aşanı mektubat
uçurtmaların neler gördüğünü
bilsem derdim gidip avuçlara geleni
0040
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.