0
Yorum
17
Beğeni
5,0
Puan
1037
Okunma

yaşamak
bir içimlik şiir
ve çok ça sen
ölmek ise
yutkunulamayan şiir mezarlığı
ve çok ça biz…
bir zamanlar
kuytusunda ormanlar soluyan yeşildik
denizlerden göğe uzanacak kadar maviydi ellerimiz
gümüşi bir akıntının buğusunda nefes alacak kadar yaşamdık
her hücremizle, kırmızın her tonuyla karışmıştık bir kere aşka
kim inanırdı ki güneşin bir gün geceye karışacağına
hatta gökkuşağının da bir gün renklerini sürgün edeceğine
biz sustukça aşka
ırmaklarımızda çöreklenen susuz yaz olurdu dillerimiz
susadıkça aşka
yağmurları gözlerimize değil nadassız tenlerimize ekerdik
düşlerimizi gecelerden çalarak değil, sağarak şafaklarımıza içirirdik
fırtınalardan geçmek yerine kendimizden geçip sarhoşluğumuza içerdik
sarıldıkça içer, içtikçe sarılırdık günahlarımızı yüzdürdüğümüz kadehlere
ahh… şimdilerde
zifirinde kaybolmuş
kırık kanatlı bir kuş masalından öte değiliz
ışığımız solgun
yüreğimiz vurgun
iklimsiz bir yağmur kadar kurak
ıslığını terk etmiş bir rüzgar kadar da eksiğiz kendimizden
olsun… siz yinede susmayın tanrılar
o kadar siyah,
o kadar kir, pas varken dünyada
neden bulsun ki bizi cepsiz beyaz
söyleyin
hangi ecel bizi kabul eder ki
gözlerimiz hala emanetken gözlerimize…
ilhanaşıcıhaziranikibinonyedi…
5.0
100% (8)