12
Yorum
25
Beğeni
0,0
Puan
2136
Okunma

nereye gidiyorsun
sırtında kambur olan geçmişin
çığlık çığlık nöbet geçirirken
ağzında mutluluk salyaları çenene yapışmış
görmedim sanma
görmemezlikten geliyorum.
umudun gözleri pörtlemiş yerinden
gecenin üşüyen elleri benim
kayan her yıldızın ömrü bana yüklenmiş sanma
gündüzün hasreti de var omuzlarımda
bir çocuk saflığı ile yolunu gözlerken kaldırım taşlarında
pencerem dayadığım başımı taşımaz
kırılır
kırılırım
yıkılırım tepetaklak hatıraların üzerine.
dur hele
son bir yol göster cemalini
tutuşsun göz bebeklerim
açlığına ağlasın bir zaman
sonra dön git sonsuzluğa
aman kaldırımlar uyanmasın ölüm uykusundan
yavaş yavaş sessizce süzül bu caddenin çıkışına
yan yana yatmış her evden usul usul bir veda nağmasi yayılsın
sokak lambasını altında ki sarhoş son bir kez daha ayılsın şaşırarak.
bak
hemen buluştuğumuzu masanın ayakları dibinde
topuklu bir ayakkabının çiğ taneleri yansıyor yüzüme
ıslak toprağın bağrında bir kaç kahkaha hala duruyor
tut kollarından kaldır fırlat geçmişin karanlık kollarına
ağlamaz korkma
göz pınarları kuruyalı uzun zaman oldu
mutluluk bahçesinde ki her çiçek uzun zaman önce zaten soldu..
ama
ne olur dur hele
son bir gurur bakışını fırlat üzerime
sonra nasıl geldiysen ışıklı
bayram yerine çevirdiğin bu karanlık yürekten
ışıklarını da al
kaybol biz olamadığımız tütsülü sevdanın üzerinden.
üzülmüyorum
o boyutu geçeli hanidir
sadece sol yanımın hemen kenarında
bir kist gibi duruyorsun
ufacık bir merhaba
bıçak gibi kesecek
yayılacaksın her yanıma diye korkuyorum
az daha bekle
mide bulantılarım son bulduğunda
yok olacağına inandığım bir süreçten geçiyorum
terlemem ondan adın geçtiğinde.
Ayvazım DENİZ