5
Yorum
13
Beğeni
4,9
Puan
1145
Okunma
akşam şarkıları kuşanırdı
narin bir yaz gecesi yangın ağustos
nice uçmaklara varırdı sırra kadem basıp ey
lüle göçkün aşklar sokağında farıyan kuşlar
gülüşü güz şarabı, bakışı temmuz
ah çıdam gülü kabaran deniz
şarkılar sustu artık
adem ufkumuz
şimdi
uzak hatıraların merhametine sınanıyor
bıçkın rüzgârlara kafa tutan güz
sen gül, dedimdi bu aşk taşımaz ikimizi bir kalpte
koruganlardan geçip gelmiştiniz ve
elleriniz bir devrimi kotarmaya teşne
dağlar dağlıyordu ve o ezeli giz
bir istifham gibi iki büklüm:
emreyleyin kulunuz...
der/in
hoyrat koparmadan lalezarın gül sühanını
iki kadeh şaraba bakar dilimize bulaşan sığlık
yun arın kederinden kalk gidiyoruz
demeden mecburiyet zabitleri
akşam trenleri homurdanmadan
kampanalar çalmadan kulağımızdaki
küpe çiçeklerini,
duyunuz:
ben bu çılgın süremde sarhoş olmazdım ya
dillerin söz eğirdi, gözlerin girdi kanıma
çal şimdi müzeyyenden bir hicaz gibi
"hoşça kal aşk" diyen güftenizi
unutulsun ne varsa
sen ben ve deniz...
*
Köyün Delisi
5.0
88% (7)
4.0
12% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.