8
Yorum
8
Beğeni
0,0
Puan
1398
Okunma
uyku diye uyuduğumuz
karartma geceleri
neredeysen firar et,
gel,
hâla göğüs uçlarımda
mırıldanan
çocukluğunu anlat bana
kaç yaşındaysan o kadar
hayatın kovduğu ölümün
geri çevirdiği
ne varsa yüzünde
usul usul uykuna karışırken
birlikte
ölümden döndüğüm
biri gibi seyredeyim seni..
(...)
uzandın/
kıvrılıp ve kapatarak gözlerini.
soğuk değil mi?
solgun evet
tenine değmemiş
bütün çiçekler..
kokuN yayılıyor ciğerlerime
bir yağmur sonrası ki
ölüm bir başka gerçek
en az yokluğun kadar..
biliyorum..
dil ucuna kadar gelip
yutkunuyordun
mavi asitli bir şekeri
yuttuğunda düşlerin
ve dişlerin
arasına sıkışacağına bakmadan..
sana öğrettiğim
hiçbirşeyi unutmamalısın..
denizin tuzunu/
kokusunu ve iyotunu
sonrası derin...
orada mısın?
odanda
bir şirin derinliğinde
yüreğini tarif etmekte misin?
orta parmağını alıp,
işaret parmağının altına.
küskün ve alıngan
bırakırken mevsimleri
uyanırken sana/güne
ve sabaha.
bir kere bile bakmadan
ardına/aynaya
ertelenmiş bir sensizlikte
sessizlikte
konuşmaya başlamıştı sözlerin ki
çapraz köşelerine çekilmişti odanın,
cevapsız sorguların...
ve kelimeler/in
kuytulara saklanmış
pişmanlıklar gibi
düşüp omuzlarının
saçaklarından
sana gelecek...
ve sen ki
sevgilim olmayan sevgili;
bebek uykusundan
uyanacaksın
masum.
bebeklerinde g-özlerinin
tabletler ve bilinmedik iksirler
aşkın yasallaşmış kanunları gibi
vazgeçeceksin pek çok şeyden
itiraf etmeden şimdi..
(...)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.