0
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
2213
Okunma

Yakarırcasına
Bir hezeyan yeri buralar
Aklı fukarâ bir kellenin
Süregelen sefasıyım belki
Belki de koşmaktan bitap düşmüş
Çatlayan bir atın
Damarlarında kudretim ben
Her neyse işte, boş verin
Gidiyorum yani
Yüreğimle barışık
Yürüyorum yıldızlara
Yolumun
Hayatıma ait olmayan gölgelerinde
Sahipsiz düşlere uzanıyorum
Issız bakışlarım
Yalarken dört duvarı
Dışarıda gürleyen rüzgâra inat
Her gece göğe çıkıyorum ben
Gözler perdelerini indirdiğinde
Mumlar söndürüldüğünde
Eski zamanların aydınlığına uçuyorum
Zaten gelecek değildir niyetim
Şimdiyi sorarsan kazıyı bitirmek üzereyim
Hani mumların söndürüldüğü vakit...
Sönmeden
Evvelinde
Bir yaşam
Işıklar gözlerimizde
Hani aramazdık diyorum hiçbir şeyi
Kendimizden ötede
Görmezdi gözlerimiz uzağı
Mumun karanlığından değil,
Işığının içtenliğindendi
Gözlerimiz diyorum
Güzellerdi
Hayallerimse
Kaç celsedir umudu körüklemekte
Umut!
Kalbimin koşu atı
Çorak gövdemin umarsız serabı...
Neyseki onunla da barışığım
Hâlâ barışığım
Bırakamadım gitti bu meledi
Tüm hiddetiyle
Tutuşan
Kızıl bir hançer saplasam
Söksem atsam şu illeti yüreğimden
Belki kendimce küçük hayallerim olurdu
Beyaz bir kağıda bürünen ruhuma
Kumdan büyülü masallar çizerdim
Rüzgâr her seferinde dağıtırdı kum tanelerini
Ve her seferinde
Yeni bir gezegene uyanırdım
Biliyorum, hiçbir yerde olmayacaktın
Hiçbir yer de olmayacak
Bana ait, sana ait, bize ait
Birbirimize ait...
Hiçbir mekan
Tasavvur dahi edemezdi
Ne mağruriyetini
Ne de ufukta dağılan gülümsemeni
Boş ver zaten
Her zamanki gibi
Bir kadehe daha ıslanırcasına
Boş ver...
Belki de ufalan hayallerim
Kâbuslara dönüşürdü
Uslanırdı yamacımda
Dinlenirdi yüreğim hani
Yokluğun zirvesinde
Nihilizme kanatlanırdı
Yavaşça serpilirdi maviye
Maviye doğru
Yavaşça...
5.0
100% (2)