3
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
1362
Okunma

Zamanın bu akıl almaz bilgi ve teknoloji bombardımanında yediden yetmişe herkes bir alim bir bilgin artık günümüzde.
Üniversiteyi bitirmeyenler “Ananı da al git!” diye ülkeden kovuluyorlar hatta !
Ben ise iddiasız sade aklım sınırlı bilgim ve her zamanki özgür cesur kişiliğimle
inandığım doğruları evrensel değerleri ve insani idealleri savundum sürekli.
Gönlümde iz bırakan o olağanüstü insanları delice sevmeye adadım kendimi.
O incecik insan yüreğinin kocaman sevgisiyle nasıl sesleniyor
Sevgiliye Yılmaz GÜNEY
Hayat bize mutlu olma şansı
vermedi sevgili,
Biz kendimizden başka
Herkesin üzüntüsünü
Üzüntümüz,
Acısını acımız yaptık.
Çünkü Dünya’nın öbür ucunda,
Hiç tanımadığımız bir insanın
Gözyaşı bile içimizi parçaladı...
Kedilere ağladık
Kuşların yasını tuttuk.
Yüreğimizin yufkalığı
Kimi zaman hayat karşısında
Bizi zayıf yaptı.
Aslında ne güzel şeydir
İnsanın insana yanması
Sevgili...
Ne güzeldir bilmediğin birinin
derdine üzülmek ve çare aramak.
Ben bütün hayatımda hep
Üzüldüm, hep yandım..
Ya kapısının önündeki kaldırım taşlarına şiirleri döşenmiş olan
yüreğimin sırdaşı Cemal SÜREYA’m…
Durakta üç kişi
Adam kadın ve çocuk
Adamın elleri ceplerinde
Kadın çocuğun elini tutmuş
Adam hüzünlü
Hüzünlü şarkılar gibi hüzünlü
Kadın güzel
Güzel anılar gibi güzel
Çocuk
Güzel anılar gibi hüzünlü
Hüzünlü şarkılar gibi güzel
Tartışılmaz müzik adamlığının yanı sıra gerçek bir sanatçı ruhuyla
nasıl sitem ediyor yorgun kalbine Fikret KIZILOK
Kalbim,
Neden hep olmazlarda
Neden her çıkmaz sokaklarda
Dayanmak artık kolay değil
Bırakacak gibisin yarı yolda
Sevdin olmadı
Bir dünya istedin kardeşçe, olamadı
Kalbim dayanmak artık kolay değil
Bırakacak gibisin yarı yolda
Canımın içi Sabahattin ALİ’nin bu dizeleri içimi yakıyor kor gibi...
Yanıyor beynimin kanı,
Bilmem nerelere gitsem?
İçime sığmayan canı
Hangi rüzgara eş etsem?
Akşam sular karardı mı
Bir dağa versem ardımı,
İçimi yakan derdimi
Sağır göklere anlatsam...
İçiliversem dem gibi,
Kırılıversem cam gibi,
Şamdanda yanan mum gibi,
Sabahı görmeden bitsem...
Kadıköy Feneryolu nüfusuna kayıtlı evrensel Dev Şair Nazım Hikmet RAN
düzyazılarının birinde oğluna hangi mesleği yakıştırmış bakın…
Ne “Moda kulübü”nün saygın üyelerindenim
-orası bizim için deniz suyundan daha tuzlu-
Ne de eski bir denizci soyundan geliyorum.
Buna bakmaksızın,
Oğlumun denizci olmasını isterdim.
Deniz sonsuz bir kavga alanıdır.
Deniz kavgacıdır.
Oğlumun kavgacı olmasını isterdim.
En iyi, en temiz, denizde düşünülür.
İsterdim ki oğlum,
Kavga’dan ayrılmadan,
Kavganın içinde düşünen bir adam olsun.
Denizin gözü pek’tir.
Denizcinin de gözü pek,
Denizle yüz be yüz dövüşülür.
İsterdim ki oğlum,
Yüz be yüz dövüşmekten tat alsın.
Diyeceksiniz ki:
“İşte bunda haltettin!
Arkadan bıçak atmasını bilmeyenler,
Bu kara toprak üstünde, kendileri
Sırtlarından bıçak yiyerek devrilirler”
İyi ya, işte ben de onun için,
Oğlumun karada kancıkça dövüşen bir bücür değil,
Denizde yüz be yüz dövüşen bir dev olmasını isterdim.
Peki ya yıllar yılı bitmeyen bir ezgi gibi kalbimde çağlayıp duran
Özdemir ASAF…
Daha gidilecek yerlerimiz var
Şu sohbetini dinler gideriz.
Coştukça şarkılar, türküler, sazlar
Rakı mı, şarap mı, içer gideriz.
Geçse de umudun baharı yazı
Gözlerde kalıyor yaşanmış izi
Kimseler kınamaz burada bizi
Ne varsa hesabı öder gideriz.
Söyleyecek sözü olan anlatsın
İsterse içine yalan da katsın
Yeter ki kendinden, bizden söz etsin
Yalanı doğruyu sezer gideriz.
Neler gördük neler bu güne kadar
Daha gidilecek yerlerimiz var
Bizi buralarda unutamazlar
Kalacak bir türkü söyler gideriz.
Sevgiye var olduk sevdik sevildik
Kavgalara girdik öldük, dirildik
Bir anlam fırını içinde piştik
Anlamlı güzeli sever gideriz.
Aşkı en güzel Devrimciler bilir
En güzelini onlar yaşar Sol yanlarında delice
En gerçek en temiz en yüce sevgi türkülerini
Onlar yakar ölüme gülerek giderken bile…
5.0
100% (7)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.