1
Yorum
6
Beğeni
0,0
Puan
1316
Okunma

Ý
Gözlerin elma çukuru, yanağında gül gamzesi
Kâlbimde bir elma kurdu; dudağın badem ezmesi
Aşk beni yedi bitirdi, perişan hale getirdi
Aldı güneşe götürdü, gözbebeğin gün süzmesi
Ey kâlbimin gül çocuğu, ak güllerin tomurcuğu
Sana bir nazar boncuğu, daldabirin en tazesi
Yanağın daldabir elma, ister al ben’i/ster alma
Sev/dalından ayrı kalma, gözünde güneş hüzmesi
Yaban gülüm, dağ ahlatım, bahara umut bağladım
Hasretinle çok ağladım, buyumuş candan bezmesi
Ak eline kına yakar, elimi beline takar
Saçın telinde gül kokar, ne hoştur senle gezmesi
Hevesim içimde kaldı, gülüşün düşümde kaldı
Ayrılık dertlere saldı; yeğdir kurşuna dizmesi
Aktaş güneş gezginisin, aşkın doludizginisin
Çok yoruldun bezgin misin, yazılanı zor bozması
Şaban AKTAŞ
25.02. 2017 - 18.04
AH MOR DAĞLAR
Ah mor dağlar ah mor dağlar, dağların ardında o yâr
Aydan güzel gül yüzü var, mor giyinir dağlar ağlar
Ayın eflâtun halesi, kâlbimin gül nihalesi
Sümbülü, gülü, lalesi, başına mor yazma bağlar
Mor dağların ince beli, serin eser seher yeli
Ay Güzeli Sevda Seli, sular gürül gürül çağlar
Yitirdim o nazlı yâri, giden gitti dönmez geri
Düşümde gül yüzlü peri, gecede ay gibi parlar
Kâlbim bir zaman tüneli, içinde kuşlar tünedi
Kırıldı yâr bir kanadı, geçit vermiyor mor dağlar
Gün doğar yanar ateşi, gün batar yatar güneşi
Aktaş güneşin bir eşi, aşkı dolunaya bağlar
Şaban AKTAŞ
25.02.2017 - 12.02
GÜNEŞİ DELEN AŞK
1.
Bana öyle geliyor ki
en sıcak aşkı yaşadım
yirminci yüzyıldaki
Yüz yılda bir
bir kez daha yeniden
âşık olmak isterim
Devir değişti ay güzelim
yüzyılı bırak
milenyumu devirdik
2.
Yirmibirinci yüzyıla girdik
seveceğim yine sensin
değişmeyen hislerim
Değişirse şaşarım
bin yıl yaşadım aşkı
bin daha yaşarım
Yükseldikçe yükseldi
aynı aşkın ateşi
güneşi g/öbeğinden deldi
3.
Yine bir zemherideyiz
dona/kalır mart kedileri
biz hep aynı yerdeyiz
Var ise gönül şikayeti
aşk, aşk değil o zaman
yenmez her kuşun eti!
Uç gönül kuşum uç
yok ise aşkın nihayeti
benim, senin değil bu suç
Şaban AKTAŞ
25.02. 2017 - 08.42
Görsel: Sayın Mustafa Kuvancı sayfasından alındı.
HÜZÜN KURUSU
Çıplak kuru dal hüzün
Düşme yaprak, kal; hüzün!
Fotoğraflar: Şaban AKTAŞ
25.02.2017
KOLAY DEĞİL AGAM!
Ustalık zaman ister
Kolay iş değil
Bağlamanın düzeni;
Tezenesi teli
Ses ayarı, tonu
Vurgu; burgu, gergisi!
Alınca eline onu
Ninni ninni avutacaksın
Sallanırken sağa sola
Kucağına basıp
Bebek gibi uyutacaksın?!
Yoksa öğrenemezsin
Göreceksin zamanla
Bakmadan bilecek perdeyi
Aramadan bulacak elin
Vuracağı yeri; teli
Alt, üst, orta, bir de bam!
Uğraşınca öğreniyor beyin
Öğretiyor her şeyi
Çalışmakla olur bu
Bağlama çalmak böyle;
Kolay değil agam!
Şaban AKTAŞ
25.02. 2017 14.47
AŞK VE ZAMAN
Belki susamışlık belki açlık
buradan ora, oradan buraya uçtuk!
Göğün boşluğunda asılı
sarkaçlı bir saat dili mi zaman?!
Kâlbe bir mühür gibi basılı
düşler gelir geçer
kuşlar gelir geçer
kışlar gelir geçer
aşkla divane; ışka pervane
gel zaman, git zaman
yerinde dönüp duran
bir dolap beygiri; deli mi zaman?!
Dilim dilim deli
yoksa aşkın bedeli mi zaman?!
Şaban AKTAŞ
25.02.2017 - 13.55
Fotoğraf: Şaban AKTAŞ
TÜRK DİL KURUMUNUN DİKKATİNE;
FİSİRGE
Dal ucundan fisirgedi
Gül yüzünü esirgedi
Aşk kâlpte ısırgan otu
Düşte bir kasırga idi!
Şaban AKTAŞ
15.20 2017- 15 20
Fotoğraflar: Şaban AKTAŞ
25.02.2017
Fisirgemek diye bir sözcük bizde ( Antalya - Korkuteli ) dal uçlarının baharla tomurcuklanması ya da tohumun yere saçak salmaya başlamasını anlatmak için kullanılır. Sözlükte geçmese de bu sözcüğün Yerel Ağızlar Sözlüğü’ne eklenmesi gerekir. Çünkü çok hoşuma giden, dirimi çağrıştıran bir sözcük; sessizce tohumun çatlamasını ve baharın kulağa fısıldaması gibi bir şey...
Filizlenmek ile eş anlamlı kullanılan "fisirgemek" sözcüğünü, "fisilgemek" olarak da kullananlar vardır; fakat bu biçimiyle fisirgemenin bir yanlış kullanımı gibi durmaktadır.
Şaban AKTAŞ
25.02.2017 15.23
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.