6
Yorum
13
Beğeni
5,0
Puan
1093
Okunma

Hilkatin muktezası düştüm ana rahmine
Hiç kimse yeltenmedi cinsiyeti tahmine
“Eli-ayağı düzgün, sağlıklı olsun yeter.”
Denilerek beklendim varılınca fehmine…
Bir tan vakti kıvranıp dönendi anacığım
Yalnızlığın narına yanandı anacığım.
Ne doktor var, ne ebe… Kesti göbek bağını;
“Nur topu oğlan!” Diye, gönendi anacığım…
Gün günü kovaladı, hafta aya bağlandı
Aylar döndü mevsime, mevsim yıla zağlandı
Yılları sıraladım, geldi-geçti bir ömür…
Kimi yılda yüz güldü, kimisinde ağlandı…
Zorluk ise zorluğu, huzur ise huzuru
Yaşamak bana kaldı, var mı bunun mahzuru?
Nihayet bir kulum ben, hükmü kazaya mahkûm;
Son sahneyi oynarım, çalar İsrafil Sûr’u.
Yaşadım bu hayatı, en emsalsiz biçimde.
Neden bilmem ki hâlâ ukdeler var içimde?
Zaten Levh-i Mahfuz’da yazılıydı kaderim,
Kaderimi yaşadım; dahlim var mı seçimde?
Meraklı Muhacirim “Nedir Ukba’da yerim?
-Diye sorar kendime, yorarım buna serim-
Yeter mi ki geçmeye Sırat-ı Müstakîm’i
Tedirgin ve umutla akan şu alın terim?”
-muhacir bozkurt-
Mustafa KÜTÜKCÜ
09.10.2016 – DENİZLİ.
5.0
100% (10)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.