5
Yorum
5
Beğeni
0,0
Puan
1093
Okunma

Dağ, dere tepe
Nereden eserse essin
Meydanlarda caddelerde
Eylül enstantaneleri
Haşmetli bir kasırga
Savrulup düşen
Sararmış yapraklarıyla
Dal dal atkestaneleri...
Amcam bir çınar dikmiş
Avlusuna hapishanenin,
Dedem salıverildiğinde
Götürmemiş yatağını geri
Döner gelirim belki yine diye
Koğuşunda bırakmış!..
Eylül’ Onikisi geldi mi
İçimde hep aynı fırtına
Bir hapishane oluyorum
Bir habishane;
Habis hücreler
Yiyip bitiriyor bedenimi!..
Eylül, sarı yeşil hüzün
Eylül vardiyada uykusuzluk
Eylül gardiyan zulmü
Karanlığın hükmü
Yüzümde sadist bir tokat
Eylül, işkencede ölüm
Eylül, dört duvar
İçi daracık avlu,
Eylül, çatının dört köşesinde
Dört ayrı kule
Kulede nöbetçi er
Omuzunda asılı duran
G - 3 piyade tüfeği
Patlamaya her an hazır
Giriş deliği küçük
Çıkış yeri
Paramparça büyük mermi,
Eylül tel örgü
Demir kapıda demir sürgü
Eylül isyan, Eylül v/olta
Eylül bir büyük tarihî nisyan!
Yine serçeler her sabah
Sürüsüyle cıvıl cıvıl
Uçup gidiyorlar erkenden
Akşam alacasında
Yine cıvıl cıvıl dönüyorlar
Hayâlimdeki çınara,
Kanadıkça kanıyor
Kapanmıyor açılan yara!..
Biz insan olarak
Aşamadık dört duvardan
Çıra gibi yandık
Ne acılara dayandık
Vurulduk, al kanlara boyandık
Bir çınarın başında
Kuşlar kadar özgür olamadık
Aradık, çok aradık;
Eylülde insanlığı bulamadık...
Şaban AKTAŞ
13.09.2016
Fotoğraf: Şaban AKTAŞ
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.