3
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
845
Okunma

Grup al rengini sırtlayıp kaçarken ufuk çizgisinin ötelerine
Saklanıyorum akşamın koynuna kimseler görmeden
Ben de...
Yıldızların upuzun eteğinin hışırtısında
Dalıyorum ışıl ışıl düşlerime usulca
Uykuların en huzurlusu hayallerin en görkemlisiyle
Belki de…
Doğuyor yeni gün yepyeni umutlarla bir kez daha
Açıyorum gözlerimi sevinçle
Başımın üstünde masmavi gök kubbe
Altımda basmaya kıyamadığım çiğ düşmüş toprak
Minik bir serçe dolaşıyor saçlarımda zıplayarak
Çiçekçi bir kız geçiyor yanı başımdan
Elinde kocaman bir çiçek sepeti
İnce bilekli çıplak ayakları
Kontesleri kıskandıracak kadar güzeldi
Simitçi çocuk tam karşıma kuruyor seyyar tablasını
Yaptığı kutsal işin görünür kıvancıyla
Eski İstanbul kokuyor simitlerin burnumda tüten kokusu
Boğuk kalın bir vapur düdüğü içime işliyor inceden inceye
Aynı anda yükseliyor martıların sevinç çığlıkları maviliklere
İki öğrenci siyah önlük beyaz yakalarıyla
Koşuyorlar okullarına el ele oynaya güle
Bir sokak çalgıcısı konuşturuyor akordeonu
Çav Bella Çav Çav Çav!
Melodisiyle…
Fötr şapkalı genç bir adam yüksek sesle okuyarak yürüyor
Elindeki kitaptan o güzelim şiiri...
İki sevgili aşklarını itiraf ediyorlar birbirlerine
Elleri ellerinde ayakları kesilmiş yerden besbelli
Güneş günü yarılamakta ağır ağır
Bir sala sesi duyuluyor uzaklardan
Belli ki bir gemi daha kalkıyor
Kim bilir hangi limandan
Uyanıyorum daldığım uykunun
En can alıcı yerinde aniden
Kaçıyorum..Kaçıyorum..Kaçıyorum..
Yabancısı olduğum tanımak istemediğim
Bütün kötülüklerden...
Sığınıyorum kimsenin bilmediği bu hayal limanına
Her akşam yeniden...
5.0
100% (8)