4
Yorum
7
Beğeni
0,0
Puan
1155
Okunma

Güneşin her sabah doğduğu ama aydınlatamadığı hayatlar,
Dar bir sokakta, ömür sürdüren,
İğneye ip geçirmeye çalışmaktan,etrafı göremeyen insanlar.
Kundura ayakkabıyı,terlik yerine giyinmekten,
Topukları nasır olmuş,baston ile dolaşan muhterem yaşlılar.
Kırışmış ellerinde ise,’astra’ sigarası vede dumanı,
Ciğerleri ise olmuş Frankenstein’in matem evi.
Dünya Dağlan dan beri hayalleri renksiz ve de keyfiyetsiz,
Sadece diyorlar çay şekersiz,tavla ise olmaz Zarsız.
Onlara göre dünya Sovyetler hakimiyeti yıkıldığında dağıldı.
Daha demiyorlar,Ruslar bu milletin anasını çok ağlattı.
Gölgede kalmışlar zar atmak,kumar oynamak derdinde,
Yüksek sesle küfür,erkek olmanın en temel temelinde,
Baksan görürsün ey saki! bir düzen var entarilerin de,
Ama örter mi kusurları,fesatlık fazla ise beyinlerinde.
Dinsizi dindar oldu,Dindarı ise bir kenara çekildi,
Beni de onlar gibi bilmesinler,Adıma leke etmesinler dedi.
Cahili alim oldu,Arkasında saf tutuldu,Alimlere set kuruldu,
Sanki onlar çin ordusu,bizler ise Oğuz atanın boyu.
Vagif Seyyah Hüseynov
Şiir de Sovyetler sonrası Kafkasya’yı anlatmaktayım !
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.