Tanıtım Yazısı
İşte Gardiyan Muzo'nun cevabıyla beraber bana uzattığı bu alev alev yanan gazete kağıdı, hayatımın her noktasına ışık tutacak bir enerji kaynağı olmuştu sanki. Ben hücrede özgür, gardiyan dışarda esirdi. O dışarda korkudan titrerken, ben içerde zafer kazanmış orduların mağrur askeri gibi bir ileri, bir geri yürüyordum. Meşale gibi tuttuğum gazete kağıdı yanarak, ateşi elime dayanmıştı. Kalan parçayı bir hamlede hücre kapısından dışarıya fırlattım.
Artık özgürdüm. Esaret bedende değil, ruhta yaşanırdı. Dışarıda dolaşan milyonlarca esiri düşündüm. Kimi akşam sofrasına koyacağı bir rakı şişesinin, kimi bir çift yeşil gözün, kimi de bir
arabanın. Maddeye esir olmuş ruh mahkumları için yandı yüreğim. Acıdım... Onlar İçin duyduğum endişe bütün duygularımı bastırdı, çıkış yolu bulunmayan bir esaret halkası kuşatmıştı insanoğlunu, özgür esirler... Kafamda kıvılcım gibi çakan kavramlar mana itibarı ile yine allak bullak olmuştu.
(Arka Kapak'tan)
daha fazla
Yazar: Yusuf Ziya Arpacık
Yayınevi: İlteriş Yayınları
ISBN: 789758414970
Sayfa: 294s.
Boyut:
Kapak:
Tarih: 1905
Kağıt Tipi:
6 yıl
İnceleme
Bu güzel kitabı Okumak nasip oldu. Çekilen acıları verilen mücadeleleri çeken birisi olarak okuyucusuna hisettiriyor.
İlteriş Yayınları
- Puan vermedi
Başeğmediler
Yusuf Ziya Arpacık
- İlteriş Yayınları
- 1905
6 yıl
İnceleme
Erbab-ı kalem bilir. Her şiir adeta bir doğum sancısıyla gelir z/amansız. Bu halet-i ruhiyeyi senelerce önce
Bir şiirin zuhuru
Bin doğum sancısıdır
Çekmeyenler bilmez
Onlar sevda yabancısıdır dizesiyle anlatmaya çalışmışım kendimce.
İşte bu sancıların en kutlusunu yaşattıran dizelerin hikayesidir anlatacağım.
2004 yılıydı sanırım. Yusuf Hoca’mın (Yusuf Ziya ARPACIK) kaleme aldığı BAŞEĞMEDİLER kitabı henüz baskıya girmemişti. Yusuf Hoca’m baskıdan önce okumam için digital ortamda vermişti. Çıktı almak vakit kaybı olur diye akşam vakti sabırsızlıkla bilgisayarımın ekranından okumaya başladım ve bitirmeden de ekran başından kalkamadım.
Yalan yok ne okunan sabah ezanının ne de doğan güneşin farkına varmışım. Son sayfa bittiğinde gözlerim kan çanağı gibiydi ve yüreğimde fırtınalar esiyordu. Bir savaşçının kaleminin bu kadar güçlü olabileceğini hiç düşünmemiştim doğrusu. O gün o duygu fırtınasının tek sonucu gözlerimdeki sağanak değildi. Bir de bu şiir dökülüverdi kalemimden.
BAŞEĞMEDİLER
Şehadete gün verirken zaman
Yiğitlere ün verirken zaman
Asrın girdabında erirken zaman
Dert sofrasından bal yediler,
Baş verdiler, baş eğmediler…
Küfre karşı imanla, yalın yürek
Sehpalara yürüdüler gülerek
Tam beş bin yiğit, tek tek..
Dert sofrasından bal yediler,
Baş verdiler, baş eğmediler…
Gönül laf anlayıp ele gelse,
Anlatsa Anadolu dile gelse,
İsmet Şahin, Ahmet Kerse
Dert sofrasından bal yediler,
Baş verdiler, baş eğmediler…
Yürekleri vatan, yumrukları dağ
Kopup gidiverdiler çağ be çağ..
Selçuk Duracık, Halil Esendağ
Dert sofrasından bal yediler,
Baş verdiler, baş eğmediler…
Çiğnenmesin diye kutlu vatan..
Düşünmeden can verdiler can…
Ali Bülent Orkan, Fikri Arıkan..
Dert sofrasından bal yediler,
Baş verdiler, baş eğmediler…
Unutma dünü.. ve unutturma Ülküdaş..
Mustafa Pehlivanoğlu şehitlere baş,
Cengiz Baktemur, Cevdet Karakaş
Dert sofrasından bal yediler,
Baş verdiler, baş eğmediler
Kimi kızıl kurşun, kimi yağlı urganda
Kimi okul bahçesinde, kimi harmanda..
Kimi de Yusuf’ ça kara zindanda..
Dert sofrasından bal yediler,
Baş verdiler, baş eğmediler…
Not: Bahse konu kitap 750 bini aşkın basıldı ve 20’den fazla dünya diline çevrildi. Bu da başka bir yazımızın konusu olacak inşallah. Zira bu Türkiye için bir rekor.
Bir şiirin zuhuru
Bin doğum sancısıdır
Çekmeyenler bilmez
Onlar sevda yabancısıdır dizesiyle anlatmaya çalışmışım kendimce.
İşte bu sancıların en kutlusunu yaşattıran dizelerin hikayesidir anlatacağım.
2004 yılıydı sanırım. Yusuf Hoca’mın (Yusuf Ziya ARPACIK) kaleme aldığı BAŞEĞMEDİLER kitabı henüz baskıya girmemişti. Yusuf Hoca’m baskıdan önce okumam için digital ortamda vermişti. Çıktı almak vakit kaybı olur diye akşam vakti sabırsızlıkla bilgisayarımın ekranından okumaya başladım ve bitirmeden de ekran başından kalkamadım.
Yalan yok ne okunan sabah ezanının ne de doğan güneşin farkına varmışım. Son sayfa bittiğinde gözlerim kan çanağı gibiydi ve yüreğimde fırtınalar esiyordu. Bir savaşçının kaleminin bu kadar güçlü olabileceğini hiç düşünmemiştim doğrusu. O gün o duygu fırtınasının tek sonucu gözlerimdeki sağanak değildi. Bir de bu şiir dökülüverdi kalemimden.
BAŞEĞMEDİLER
Şehadete gün verirken zaman
Yiğitlere ün verirken zaman
Asrın girdabında erirken zaman
Dert sofrasından bal yediler,
Baş verdiler, baş eğmediler…
Küfre karşı imanla, yalın yürek
Sehpalara yürüdüler gülerek
Tam beş bin yiğit, tek tek..
Dert sofrasından bal yediler,
Baş verdiler, baş eğmediler…
Gönül laf anlayıp ele gelse,
Anlatsa Anadolu dile gelse,
İsmet Şahin, Ahmet Kerse
Dert sofrasından bal yediler,
Baş verdiler, baş eğmediler…
Yürekleri vatan, yumrukları dağ
Kopup gidiverdiler çağ be çağ..
Selçuk Duracık, Halil Esendağ
Dert sofrasından bal yediler,
Baş verdiler, baş eğmediler…
Çiğnenmesin diye kutlu vatan..
Düşünmeden can verdiler can…
Ali Bülent Orkan, Fikri Arıkan..
Dert sofrasından bal yediler,
Baş verdiler, baş eğmediler…
Unutma dünü.. ve unutturma Ülküdaş..
Mustafa Pehlivanoğlu şehitlere baş,
Cengiz Baktemur, Cevdet Karakaş
Dert sofrasından bal yediler,
Baş verdiler, baş eğmediler
Kimi kızıl kurşun, kimi yağlı urganda
Kimi okul bahçesinde, kimi harmanda..
Kimi de Yusuf’ ça kara zindanda..
Dert sofrasından bal yediler,
Baş verdiler, baş eğmediler…
Not: Bahse konu kitap 750 bini aşkın basıldı ve 20’den fazla dünya diline çevrildi. Bu da başka bir yazımızın konusu olacak inşallah. Zira bu Türkiye için bir rekor.
daha fazla
İlteriş Yayınları
- Puan vermedi
Başeğmediler
Yusuf Ziya Arpacık
- İlteriş Yayınları
- 1905