Gökyüzü gibi bir þey çocukluk, hiç bir yere gitmiyor.
’ Edip Cansever ’
...
içimde devinen arap atlarý
hýrçýn bir soluða karýþýyor kavgada
þaha kalkýyor özlemleri
rahvandan yoksun dizginleri
eyeri kayýp aþklar gibi öfkeli
muþtular salkým saçak
bir bahara muhtaç gelmeleri
ekþi bir düþünce þimdi
esrik dimaðýmda yanardað
peþi sýra bekleme nöbetleri
kuþatýlmýþ bir hayat için
özgür düþlerin lüzumsuz lütfu
yaðmur arsýzý bir yürekti benimkisi
rüzgar sonrasý
toprak ayaklanmasý
sitemlerim diz boyu çýðlýk ezgisi
kaf daðýna soyunmuþ
muamma
saf kalbini getirdi
menzilleri uzak
masallara mimledi
yek pare gülüþünü
havalandýrdý nikotin
’büyüsene’ dedi nazlý kýz
büyüsüne çocuk!
bu dünya yaralar çocuklarý
büyü, annen cesaret örecek
gül dikeninin kadife ipliðinden
büyü de güneþe yürüyelim
gül kokuþlu bayramlarda
bu hayat bize kafi gelmedi
kaygýlarýmýzý birleþtirmeliydik
yap-boz saðanaðýna tutulmuþ gibi
küçüðüm;
kelebekler gibi fýsýlda bana nefesini
þimdi an, piþmanlýklardan arýnma vakti
fulya/mayýs2011